Başbakan'dan Medyaya: Ne Yapacaktım? Okşayacak mıydım?
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AKP İstanbul İl Başkanlığı Danışma Meclisi ve Katılım Toplantısı'nda konuştu.
Eski Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'un AKP'ye katılımından Oslo görüşmlerine ve gündemdeki birçok konuyu değerlendiren Erdoğan CHP ve medyaya yüklendi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Oslo'da kendi talimatıyla devletin kanı durdurmak için bazı görüşmeler yaptığını belirterek, "Ortada bir mutabakat metni, bir anlaşma asla söz konusu değildir" dedi. Medyaya da yüklenen Erdoğan, "Diyorlar ki; 'Başbakan medyaya çok saldırıyor'. Ne yapacaktım? Okşayacak mıydım?" ifadelerini kullandı. Erdoğan, son dönemde iç ve dış güçlerin de etkisiyle terör olaylarında "bir nebze" artış olduğunu da söyledi.
Erdoğan, Tunceli'de PKK tarafından öldürülen Cumhuriyet Savcısı
Murat Uzun üzerinden CHP Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün'e sert
çıktı. Erdoğan, 'CHP arkasına terörü almış iktidarı eleştirmeye
çalışıyor. Arkadaşlarına bakıyorsunuz ayrı tellerden çaldılar. Bir
tanesini kaçırdılar 2 gün sonra bıraktılar. Kendisini
kaçıranlara çiçek çocuk muamelesi yaptılar. O çiçek çocuklar alçakça
Ovacık Cumhuriyet Başsavcısı'nı şehit ettiler.' diye konuştu.
Erdoğan konuşmada, terör sorununun dünyanın her yerinde iktidarın, muhalefetin, medyanın ve sivil toplumun ortak aklıyla, ortak iradesiyle, ortak çabalarıyla çözüldüğünü belirtti. Eski İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile bu konuları çok görüştüklerini anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''(Muhalefet ile bu konuda nasılsın?) dediğimde bana verdiği cevap; (Biz bu konuda asla ayrıma düşmüyoruz, müşterek çalışıyoruz). İngiltere Başbakanı, gerek Tony Blair olsun gerekse ondan sonra gelenler olsun, hepsiyle yaptığım görüşmede bana verdikleri cevap; (Bu konuda muhalefetle mücadeleyi beraber yürütüyoruz). Bize geliyorsun, terör örgütüyle bir başka mücadele, bizdeki muhalefetle bir başka mücadele. Ana muhalefet partisi, teröre ortak çözüm üretelim diye kapımızı çalıyor, geliyor, görüşüyor. Ana muhalefet partisi bize gelmeden önce Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile ilgili Başbakan Yardımcım randevu istedi. Randevuyu vermediler. Kendileriyle görüşülemedi. Fakat onlar bizden randevu isteyince, kendilerine randevu verdik. Geldiler. Üç arkadaşıyla geldi. Benim yanımda da üç arkadaş. Görüştük. Dedi ki; (MHP randevu vermiyor). Dedim ki; (Siz MHP'nin, şunun veya bunun randevusunu bırakın. Ben şimdi şu anda yanımdaki üç arkadaşıma talimat veriyorum. Siz de yanınızdaki üç arkadaşınıza talimat verin. Hemen bizim bu arkadaşlarımız çalışmaya başlasınlar. Hazırlıklarını yapsınlar, ondan sonra da önümüze getirsinler. Hakikaten burada çözüme yönelik ne varsa, biz Yürütme olarak bunu uygulamaya hazırız). O günden bugüne üç ay geçti. Hala CHP'den bir ses yok. Bu kadar açık net söylüyorum; ver üç tane arkadaşına talimatı, ben üç arkadaşıma talimatı veriyorum. Çalışmaya başlasınlar. Samimi değiller. Akşam başka, sabah başka.''
Medyaya yüklendi: Ne yapacaktım? Okşayacak mıydım?Medyada da ayrı bir sorumsuzluk olduğunu iddia eden Erdoğan, şunları kaydetti:
''Allah aşkına, hangi ülkede, teröre karşı halkı ve vatanı için canını ortaya koyan güvenlik güçleri bu kadar hırpalanır? Hiç kusura bakmasınlar. Diyorlar ki; (Başbakan medyaya çok saldırıyor). Ne yapacaktım? Okşayacak mıydım? Dertli olan biziz, canı yanan biziz... Sen habire orada canı yananlara karşı, sadece (onun üzerinden ne kadar avanta elde ederim), ona bakıyorsun. Bir gün terör örgütü çıkıyor, alçakça, korkakça benim askerimi, polisimi arkadan vuruyor, ertesi gün medya çıkıyor, daha ağır bir şekilde güvenlik güçlerimizi yerden yere vuran yayınlar yapıyor. Beyler! Bu asker, bu polis, bu güvenlik birimleri bir mücadelenin içindeler, canlarını ortaya koydukları bir mücadelenin içindeler. Herkese düşen, bu mücadeleye köstek değil, destek olmaktır. Manen destek olmaktır. Elbette eleştiri olacak ama bunun yeri de, zamanı da, üslubu da bu olamaz, olmamalıdır. Yapıcı eleştirinin ve sorgulamanın da usulü vardır. Yeri vardır, zamanı vardır. Burası bir hukuk devleti. Hukuk devletinde, nasıl hesap sorulacağı bellidir.''
Numan Kurtulmuş 'Balyoz' cezalarından memnunHas Parti Genel Başkanlığı görevinden ayrılan Numan Kurtulmuş da resmen AKP'ye katıldı. Kurtulmuş yaptığı konuşmada, "Gençlerimizden yeni Said Nursi'ler çıksın. Biz işte buraya bu yüzden geldik" dedi. Balyoz davasına da değinen Kurtulmuş, "balyozlarının nasıl parçalandığını görmekten mutluyuz" dedi. (aa)

YORUM YAZIN