Hilmi Özkök: Evet, Genç Subaylar Tedirgindi ve Bunu Başbakan'a da Anlattım
Ergenekon davasının 213. duruşması, iki eski genelkurmay başkanının
sanık ve tanık olarak yanı salonda bulundukları bir duruşma olarak
tarihe geçti. Eski Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral Hilmi Özkök
tanık olarak ifade verirken, tutuklu sanık eski genelkurmay başkanı
emekli orgeneral İlker Başbuğ, 1. ve 2. Ergenekon davalarından
birleştirilmesinden sonra ilk kez duruşmaya katıldı.
Özkök, 2002 seçimlerinin ardından AKP’nin tek başına iktidara gelmesinin kendisi de dahil olmak üzere TSK’de tedirginlik yaratığını ifade etti. Çeşitli toplantılarda generallerle beyin fırtınası yaptıklarını belirten “Muhtıra sözcünün toplantılarda geçtiğini, ancak teklif olarak geçmediğini” söyledi. Mustafa Balbay’n 23 Mayıs 2003 tarihinde “Genç subaylar tedirgin” başlıklı haberine ilişkin soruları yanıtlayan Özkök “Ben Başbakan’a ‘Genç subaylar tedirgin değil’ demedim. Aksine tedirginlik olduğunu anlattım” diye konuştu.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tanık olarak çağrılan Hilmi Özkök, saat 09.30 sıralarında Silivri Cezaevi yerleşkesi bitişiğindeki duruşma salonunan olduğu binaya hakim ve savcıların kapısından giriş yaptı. Başkan Hasan Hüseyin Özese, saat 10.20 sıralarında tanık emekli orgeneral Hilmi Özkök’ü salona aldı. CHP İzmir milletvekili ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay, emekli orgeneral Hasan Iğsız’ın da aralarında bulunduğu 47 tutuklu sanık sabah saatlerinde duruşmada hazır bulundu. Emekli Orgeneraller İlker Başbuğ ve Hurşit Tolon, duruşmaya ara verildiği saat 11.00’de salona geldi.
Hilmi Özkök kimlik tespiti sırasında mesleğine ilişkin soruyu “emekli askerim” diye yanıtladı. Başkan Özese’in “Tanık ifadeniz uzun sürebilir, isterseniz oturabilirsiz” sözleri üzerine Özkök “Saygısızlık olarak anlaşılmayacaksa oturayım” dedi.
Askerlikle ilgili konular
Kimlik tespiti yaptırılan ve doğru söyleyeceğine ilişkin yemin ettirilen Özkök, Başkan Özese’nin hatırlatması ile oturarak ifade vermeye başladı. Özkök, ifadesine “Benim şahit olduklarım, askerlikle ilgili konulardır. Onun dışındaki hususları bilmem” diyerek başladı.
Darbe planı soruları
Başkan Özese “Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven gibi darbe planları yapıldığı iddialarına ve Ergenekon terör örgütünün varolduğuna ilişkin yargılama yapıldığı” açıklamasında bulunarak bildiklerini sordu. Özkök şunları söyledi:
“2002 yılında, şu anki parti iktidara geldi. Ben de dahil olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarında bir tedirginlik oluştu. Bu kişilerin eski söylemlerine bakıldığı zaman, ‘acaba bir geriye dönüş olur mu’ veya ‘ülkenin bölünmez bütünlüğü ile bağımsızlığına bir zarar gelebilecek bir ortam gelir mi’ diye endişe ettik.”
AKP’nin iktidar olmasından kaynaklanan tedirginliklerine ilişkin komutanlarla toplantılar yaptıklarını söyleyen Özkök “TSK’deki toplantılarda herkes görüşlerini özgürce dile getirir. Ancak komutanın verdiği emir neyse o uygulanır. Söz konusu toplantılarda da görüşler ifade edildi. Kimi zaman benim görüşlerimle astlarımın görüşleri arasında farklılıklar oldu. Ben bunu normal karşılarım” diye konuştu.
Türkiye’nin Kıbrıs, Irak, Avrupa Birliği gibi çok yoğun gündeminin olduğu 2004’ün bahar aylarında önüne bir CD konulduğunu anlatan Özkök, “Nasıl geldiğini bilmiyorum. İçerisinde Ayışığı ve Yakamoz planları olduğu iddia edilen planlar vardı. Bunlar, bilgi kirliliği oluşturmak amacıyla gönderilmiş olabileceği için Genelkurmay Başkanı olarak temkinli olmam gerekiyordu. Bunları astlarımla dahi paylaşmadım” diye konuştu.
Darbe planı olduğu idiasıyla kendisine gönderilen belgeler üzerinde düşündüğünü söyleyen Özkök şöyle konuştu:
“Hukuki müdahale yapılabilir mi diye düşündüm. İlk başka buna gerek duymadım. Bulunduğumuz mevkiler çok önemli mevkiler. Örneğin bir Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın emrinde 300 bin kişi var. Astlarınıza olan güvensizlik büyük sorunlara neden olabilir. Meşru olmayan gerçek olup olmadığını bilmediğim bir belgeyle işlem yapamazdım. Astlarımdan şüphe duyduğum anlamına gelir. Astlara güven vermek çok önemlidir. Hatta o dönem benim uçağıma havada yakıt ikmali yapıldı. Benim cesurluğumdan mı? Onların eğitimine güven duyduğumu göstermek için yaptım. O günden sonra bazı arkadaşlar emekli oldu, bazıları kaldı. Ben emekli olduktan sonra bu konular gündeme geldi.”
Hilmi Özök, savcılıkta “Muhtıra teklif edildi mi” sorusuna neden hayır yanıtı verdiğine ilişkin açıklama yaptı. Özkök, tanık olarak dinlenen gazeteci Alper Görmüş’ün ifadelerini anımsatarak şöyle devam etti:
“Teklif askerlikte çok özel bir terimdir. daha önce emredilen bir konuda astlar bir çalışma yapar ve emri verene bu konuyla ilgili bir sunum yaparlar. Bunun dışında zaman zaman toplanır beyin fırtınası yaparız. Orada kişiler aniden aklına geleni söyler. Hareket tarzı ise başkadır. Saldırı, savunma gibi birbirinden farklı 3 hareket tarzı vardır. Evet orada böyle bir söz (Muhtıra) söylendi. Muhtemel hakeret tarzlarından biriydi.”
Genç subaylar tedirgin
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Mustafa Balbay’ın Cumhuriyet Gazetesi’nde 23 Mayıs 2003 tarihinde “Genç Subaylar Tedirgin” başlıklı haberini sordu. Hilmi Özkök şöyle konuştu:
“Benim bu haberden sonra Genelkurmay Başkanı olarak Başbakan’a gidip ‘
Genç Subaylar Tedirgin değil’ dediğim iddia edildi. Biz Sayın Başbakan ile başbaşa görüştük. Kimse de yoktu. Ben kendilerine ‘Genç subaylar tedirgin değil’ demedim. Aksine tedirginlik olduğunu anlattım. Bizde bu tip görüşler vardı ve ben bu konuda sayın Başbakan’a görüşlerimi anlattım. Ben bu görüşlerimi anlattıktan sonra da bu haberden sonra da Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir çatlak olduğunu görmedim.”
Birinci sınıf gazeteci
Özkök; Mustafa Balbay ile ilgili olarak “Babay’ı birinci sınıf bir gazeteci olarak görüyordum. Düşüncelerim hala da devam ediyor” diye konuştu.
Özkök “Balbay ile ilgili darbe planlarıyla ilgili bir şey duydunuz mu” sorusuna “Duymadım” dedi. Özkök, “Benim hakkında yazdığı bazı yazılarından dolayı tedirgin oldum” diye konuştu. Özese, “Bu yazı Genç Subaylar tedirgin haberi miydi” diye sordu.
Özkök, “O beni hakikaten çok müşkül durumda bırakacak yazıydı. Çağrıştırdığı ifadeden rahatsız olduğum için basın toplantısı yaptım” dedi.
Mustafa Balbay, Hilmi Özkök’e “23 Mayıs 2003’teki haber Özkök’ün Başbakan ile yaptığı görüşmeye ilişkindi. Sayın Özkök, 26 Mayıs 2003 tarihinde yaptığınız basın toplantısına beni davet ettiniz mi” diye sordu.
Özkök “evet” deyince Balbay, “Sayın Özkök benimle Kıbrıs günlerinin kokteylinde 45 dakika görüştü. Benim gazeteciliğime saygı duyardı, ben de öyle. İlişkimizin çerçevesi böyledi” diye açıklama yaptı.
Mustafa Balbay’ın “Benim gazetecilik dışında bir faaliyetim olduğunu duydunuz mu” diye sordu. Özkök ise “Spesifik olarak hayır” dedi.
Zehirlenme efsane
Özkök zehirlenme korkusuyla sefer tasıyla yemek götürdüğü iddialarına açıklık getirdi. Özkök “Zehirlenme bir efsanedir. Sefer tasıyla yemek götürmemin sağlık nedeniyle olduğunu defalarca açıkladım. Kimse anlamıyor. Beni karargahta mı zehirleyecekler? İddianamede ‘Özkök’ü pasifize etmek’ gibi şeyler söyleniyor. Onlardan hayal etmiş olabilirler” diye konuştu.
MİT’in Ergenekon şeması
Başkan Hasan Hüseyin Özese, mahkemenin yazısı üzerine MİT’in mahkemeye gönderdiği cevapta “MİT’e gönderilen ihbar mektubu ve CD içeriklerinin bir kitapçık haline getirilerek 10 Temmuz 2003’te Genelkurmay Başkanlığı’na, 19 Kasım 2003’te de Başbakanlığa sunulduğunun” anlatıldığına dikkat çekti. Özese, MİT’in Ergenekon konusundaki bilgi notunun 19 Ocak 2006’da Başbakanlığa, 26 Mayıs 2006’da da Genelkurmay Başkanı’na iletildiğini anlattı. Hilmi Özkök, Özese’nin gösterdiği belgenin sayfalarını tek tek inceledikten sonra MİT tarafından hazırlanan ve mahkemenin üzerini kapattığı Ergenekon şemasını kast ederek “Ek-7’yi gördüm. Aradan geçen yıllar ve yaşımı da dikkate alırsanız... Bana gösterilen şema ile bu şema yüzde doksan aynı..” dedi.
Özkök “MİT Müsteşarı (Şenkal Atasagun) tarafından Ergenekon şeması olduğu iddia edilen belgede tutarsızlıklar vardı. Kıdemliler, kıdemsizlerin altında görünüyordu. O dönem öyle muhakeme ettim. Kayıtlı olarak gelmediği için istihbarat başkanına gönderdim. İnceler ciddi bir durum olursa bana gönderirdi. Ancak böyle bir şey gelmedi” diye konuştu.
Özkök, ifadesi sırasında kendisi aleyhine bazı basın organlarda adeta kampanya yapıldığını belirterek “Tanınmış bir yazar benim 18 yıl yurtdışında kaldığımı yazdı. Kendisini arayarak doğru olmadığını söylediğimde gazeteci ‘Haber kaynağım çok sağlam. Bu bilgileri yüksek rütbeli biri verdi’ dedi. Hakkındaki kampanya belli mihraklar tarafından yürütülüyordu” diye konuştu.
Jandarma’nın dinlemeleri
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Özkök’e tutuksuz sanık emekli orgeneral Şener Eruygur’un Jandarma Genel Komutanlığı döneminde tutuklu sanıklar İstihbarat Daire Başkanı emekli tuğgeneral Levent Ersöz ve Teknik Daire Başkanı emekli albay Atilla Uğur’un yasa dışı dinlemelerinden bilgisi olup olmadığını sordu.
Jandarma Genel Komutanlığı’ın İçişleri Bakanlığı’na bağlı olduğunu söyleyen Özkök, bu yönde duyumları olduğunu belirtti. Savcı Pekgüzel, Özkök’e, Ersöz ve Atilla Uğur’un aralarında Bülent Arınç, Mustafa Balbay, Mehmet Emin Karamehmet gibi siyasetçi, gazeteci gibi birçok kişinin görüşmelerinin gizlice kaydedildiğine ilişkin bilgisini sordu. Özkök, Atilla Uğur ve Levent Ersöz’ü, çağırarak uyardığını anlattı.
Hilafetin kaldırılması
Özkök 3 Mart 2004 tarihinde Ankara Ticaret Odası’nda yapılan hilafetin kaldırılması toplantısı sırasında İsveç’te olduğunu belirtti. Özkök, “Benim yerime kuvvet komutanı katıldı. Rahatsız oldum. Keşke gitmeseydiniz diye ifade kullanmış olabilirim” dedi.
Özkök yarın da dinlenecek
Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün tanık olarak dinlenmesine bugün de devam edilecek. Özkök sorular üzerine “Yakamoz ve Ayışığı planlarını incelediğimde bir askerin elinde çıktığını bana gösterdi” dedi.
Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer’in sorusu üzerine Hilmi Özkök “İlker Başbuğ’un, Genelkurmay 2. Başkanı ve 1. Ordu Komutanı olmasını ben istedim” dedi. Özkök, İnternet Andıcı’na ilişkin soru üzerine şunları şöyledi:
“İrtica, silahlı kuvvetler için her zaman bir tehdittir. Ama bunu bir siyasi parti ile ilişkilendirmek TSK’nin görevi değildir. Siyasi partilerin görevidir. Benim dönemimde internet sitelerinde herhangi bir parti ile ilişkilendirilecek bir yazı yazılmamıştır. İnternet sitelerinin kurulması Genelkurmay 2. Başkanı olduğum 1998 yılında benim yetkimdedir. Ama içeriğinde suç teşkil edecek bir şey varsa ben söyle bir emir vermedim.”
Duruşma, Hilmi Özkök’ün ifadesinin dinlenilmesine devam edilmek üzere yarına ertelendi.
haber: Hatice Tuncer/Cumhuriyet
Özkök, 2002 seçimlerinin ardından AKP’nin tek başına iktidara gelmesinin kendisi de dahil olmak üzere TSK’de tedirginlik yaratığını ifade etti. Çeşitli toplantılarda generallerle beyin fırtınası yaptıklarını belirten “Muhtıra sözcünün toplantılarda geçtiğini, ancak teklif olarak geçmediğini” söyledi. Mustafa Balbay’n 23 Mayıs 2003 tarihinde “Genç subaylar tedirgin” başlıklı haberine ilişkin soruları yanıtlayan Özkök “Ben Başbakan’a ‘Genç subaylar tedirgin değil’ demedim. Aksine tedirginlik olduğunu anlattım” diye konuştu.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tanık olarak çağrılan Hilmi Özkök, saat 09.30 sıralarında Silivri Cezaevi yerleşkesi bitişiğindeki duruşma salonunan olduğu binaya hakim ve savcıların kapısından giriş yaptı. Başkan Hasan Hüseyin Özese, saat 10.20 sıralarında tanık emekli orgeneral Hilmi Özkök’ü salona aldı. CHP İzmir milletvekili ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay, emekli orgeneral Hasan Iğsız’ın da aralarında bulunduğu 47 tutuklu sanık sabah saatlerinde duruşmada hazır bulundu. Emekli Orgeneraller İlker Başbuğ ve Hurşit Tolon, duruşmaya ara verildiği saat 11.00’de salona geldi.
Hilmi Özkök kimlik tespiti sırasında mesleğine ilişkin soruyu “emekli askerim” diye yanıtladı. Başkan Özese’in “Tanık ifadeniz uzun sürebilir, isterseniz oturabilirsiz” sözleri üzerine Özkök “Saygısızlık olarak anlaşılmayacaksa oturayım” dedi.
Askerlikle ilgili konular
Kimlik tespiti yaptırılan ve doğru söyleyeceğine ilişkin yemin ettirilen Özkök, Başkan Özese’nin hatırlatması ile oturarak ifade vermeye başladı. Özkök, ifadesine “Benim şahit olduklarım, askerlikle ilgili konulardır. Onun dışındaki hususları bilmem” diyerek başladı.
Darbe planı soruları
Başkan Özese “Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven gibi darbe planları yapıldığı iddialarına ve Ergenekon terör örgütünün varolduğuna ilişkin yargılama yapıldığı” açıklamasında bulunarak bildiklerini sordu. Özkök şunları söyledi:
“2002 yılında, şu anki parti iktidara geldi. Ben de dahil olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarında bir tedirginlik oluştu. Bu kişilerin eski söylemlerine bakıldığı zaman, ‘acaba bir geriye dönüş olur mu’ veya ‘ülkenin bölünmez bütünlüğü ile bağımsızlığına bir zarar gelebilecek bir ortam gelir mi’ diye endişe ettik.”
AKP’nin iktidar olmasından kaynaklanan tedirginliklerine ilişkin komutanlarla toplantılar yaptıklarını söyleyen Özkök “TSK’deki toplantılarda herkes görüşlerini özgürce dile getirir. Ancak komutanın verdiği emir neyse o uygulanır. Söz konusu toplantılarda da görüşler ifade edildi. Kimi zaman benim görüşlerimle astlarımın görüşleri arasında farklılıklar oldu. Ben bunu normal karşılarım” diye konuştu.
Türkiye’nin Kıbrıs, Irak, Avrupa Birliği gibi çok yoğun gündeminin olduğu 2004’ün bahar aylarında önüne bir CD konulduğunu anlatan Özkök, “Nasıl geldiğini bilmiyorum. İçerisinde Ayışığı ve Yakamoz planları olduğu iddia edilen planlar vardı. Bunlar, bilgi kirliliği oluşturmak amacıyla gönderilmiş olabileceği için Genelkurmay Başkanı olarak temkinli olmam gerekiyordu. Bunları astlarımla dahi paylaşmadım” diye konuştu.
Darbe planı olduğu idiasıyla kendisine gönderilen belgeler üzerinde düşündüğünü söyleyen Özkök şöyle konuştu:
“Hukuki müdahale yapılabilir mi diye düşündüm. İlk başka buna gerek duymadım. Bulunduğumuz mevkiler çok önemli mevkiler. Örneğin bir Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın emrinde 300 bin kişi var. Astlarınıza olan güvensizlik büyük sorunlara neden olabilir. Meşru olmayan gerçek olup olmadığını bilmediğim bir belgeyle işlem yapamazdım. Astlarımdan şüphe duyduğum anlamına gelir. Astlara güven vermek çok önemlidir. Hatta o dönem benim uçağıma havada yakıt ikmali yapıldı. Benim cesurluğumdan mı? Onların eğitimine güven duyduğumu göstermek için yaptım. O günden sonra bazı arkadaşlar emekli oldu, bazıları kaldı. Ben emekli olduktan sonra bu konular gündeme geldi.”
Hilmi Özök, savcılıkta “Muhtıra teklif edildi mi” sorusuna neden hayır yanıtı verdiğine ilişkin açıklama yaptı. Özkök, tanık olarak dinlenen gazeteci Alper Görmüş’ün ifadelerini anımsatarak şöyle devam etti:
“Teklif askerlikte çok özel bir terimdir. daha önce emredilen bir konuda astlar bir çalışma yapar ve emri verene bu konuyla ilgili bir sunum yaparlar. Bunun dışında zaman zaman toplanır beyin fırtınası yaparız. Orada kişiler aniden aklına geleni söyler. Hareket tarzı ise başkadır. Saldırı, savunma gibi birbirinden farklı 3 hareket tarzı vardır. Evet orada böyle bir söz (Muhtıra) söylendi. Muhtemel hakeret tarzlarından biriydi.”
Genç subaylar tedirgin
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Mustafa Balbay’ın Cumhuriyet Gazetesi’nde 23 Mayıs 2003 tarihinde “Genç Subaylar Tedirgin” başlıklı haberini sordu. Hilmi Özkök şöyle konuştu:
“Benim bu haberden sonra Genelkurmay Başkanı olarak Başbakan’a gidip ‘
Genç Subaylar Tedirgin değil’ dediğim iddia edildi. Biz Sayın Başbakan ile başbaşa görüştük. Kimse de yoktu. Ben kendilerine ‘Genç subaylar tedirgin değil’ demedim. Aksine tedirginlik olduğunu anlattım. Bizde bu tip görüşler vardı ve ben bu konuda sayın Başbakan’a görüşlerimi anlattım. Ben bu görüşlerimi anlattıktan sonra da bu haberden sonra da Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir çatlak olduğunu görmedim.”
Birinci sınıf gazeteci
Özkök; Mustafa Balbay ile ilgili olarak “Babay’ı birinci sınıf bir gazeteci olarak görüyordum. Düşüncelerim hala da devam ediyor” diye konuştu.
Özkök “Balbay ile ilgili darbe planlarıyla ilgili bir şey duydunuz mu” sorusuna “Duymadım” dedi. Özkök, “Benim hakkında yazdığı bazı yazılarından dolayı tedirgin oldum” diye konuştu. Özese, “Bu yazı Genç Subaylar tedirgin haberi miydi” diye sordu.
Özkök, “O beni hakikaten çok müşkül durumda bırakacak yazıydı. Çağrıştırdığı ifadeden rahatsız olduğum için basın toplantısı yaptım” dedi.
Mustafa Balbay, Hilmi Özkök’e “23 Mayıs 2003’teki haber Özkök’ün Başbakan ile yaptığı görüşmeye ilişkindi. Sayın Özkök, 26 Mayıs 2003 tarihinde yaptığınız basın toplantısına beni davet ettiniz mi” diye sordu.
Özkök “evet” deyince Balbay, “Sayın Özkök benimle Kıbrıs günlerinin kokteylinde 45 dakika görüştü. Benim gazeteciliğime saygı duyardı, ben de öyle. İlişkimizin çerçevesi böyledi” diye açıklama yaptı.
Mustafa Balbay’ın “Benim gazetecilik dışında bir faaliyetim olduğunu duydunuz mu” diye sordu. Özkök ise “Spesifik olarak hayır” dedi.
Zehirlenme efsane
Özkök zehirlenme korkusuyla sefer tasıyla yemek götürdüğü iddialarına açıklık getirdi. Özkök “Zehirlenme bir efsanedir. Sefer tasıyla yemek götürmemin sağlık nedeniyle olduğunu defalarca açıkladım. Kimse anlamıyor. Beni karargahta mı zehirleyecekler? İddianamede ‘Özkök’ü pasifize etmek’ gibi şeyler söyleniyor. Onlardan hayal etmiş olabilirler” diye konuştu.
MİT’in Ergenekon şeması
Başkan Hasan Hüseyin Özese, mahkemenin yazısı üzerine MİT’in mahkemeye gönderdiği cevapta “MİT’e gönderilen ihbar mektubu ve CD içeriklerinin bir kitapçık haline getirilerek 10 Temmuz 2003’te Genelkurmay Başkanlığı’na, 19 Kasım 2003’te de Başbakanlığa sunulduğunun” anlatıldığına dikkat çekti. Özese, MİT’in Ergenekon konusundaki bilgi notunun 19 Ocak 2006’da Başbakanlığa, 26 Mayıs 2006’da da Genelkurmay Başkanı’na iletildiğini anlattı. Hilmi Özkök, Özese’nin gösterdiği belgenin sayfalarını tek tek inceledikten sonra MİT tarafından hazırlanan ve mahkemenin üzerini kapattığı Ergenekon şemasını kast ederek “Ek-7’yi gördüm. Aradan geçen yıllar ve yaşımı da dikkate alırsanız... Bana gösterilen şema ile bu şema yüzde doksan aynı..” dedi.
Özkök “MİT Müsteşarı (Şenkal Atasagun) tarafından Ergenekon şeması olduğu iddia edilen belgede tutarsızlıklar vardı. Kıdemliler, kıdemsizlerin altında görünüyordu. O dönem öyle muhakeme ettim. Kayıtlı olarak gelmediği için istihbarat başkanına gönderdim. İnceler ciddi bir durum olursa bana gönderirdi. Ancak böyle bir şey gelmedi” diye konuştu.
Özkök, ifadesi sırasında kendisi aleyhine bazı basın organlarda adeta kampanya yapıldığını belirterek “Tanınmış bir yazar benim 18 yıl yurtdışında kaldığımı yazdı. Kendisini arayarak doğru olmadığını söylediğimde gazeteci ‘Haber kaynağım çok sağlam. Bu bilgileri yüksek rütbeli biri verdi’ dedi. Hakkındaki kampanya belli mihraklar tarafından yürütülüyordu” diye konuştu.
Jandarma’nın dinlemeleri
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Özkök’e tutuksuz sanık emekli orgeneral Şener Eruygur’un Jandarma Genel Komutanlığı döneminde tutuklu sanıklar İstihbarat Daire Başkanı emekli tuğgeneral Levent Ersöz ve Teknik Daire Başkanı emekli albay Atilla Uğur’un yasa dışı dinlemelerinden bilgisi olup olmadığını sordu.
Jandarma Genel Komutanlığı’ın İçişleri Bakanlığı’na bağlı olduğunu söyleyen Özkök, bu yönde duyumları olduğunu belirtti. Savcı Pekgüzel, Özkök’e, Ersöz ve Atilla Uğur’un aralarında Bülent Arınç, Mustafa Balbay, Mehmet Emin Karamehmet gibi siyasetçi, gazeteci gibi birçok kişinin görüşmelerinin gizlice kaydedildiğine ilişkin bilgisini sordu. Özkök, Atilla Uğur ve Levent Ersöz’ü, çağırarak uyardığını anlattı.
Hilafetin kaldırılması
Özkök 3 Mart 2004 tarihinde Ankara Ticaret Odası’nda yapılan hilafetin kaldırılması toplantısı sırasında İsveç’te olduğunu belirtti. Özkök, “Benim yerime kuvvet komutanı katıldı. Rahatsız oldum. Keşke gitmeseydiniz diye ifade kullanmış olabilirim” dedi.
Özkök yarın da dinlenecek
Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün tanık olarak dinlenmesine bugün de devam edilecek. Özkök sorular üzerine “Yakamoz ve Ayışığı planlarını incelediğimde bir askerin elinde çıktığını bana gösterdi” dedi.
Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer’in sorusu üzerine Hilmi Özkök “İlker Başbuğ’un, Genelkurmay 2. Başkanı ve 1. Ordu Komutanı olmasını ben istedim” dedi. Özkök, İnternet Andıcı’na ilişkin soru üzerine şunları şöyledi:
“İrtica, silahlı kuvvetler için her zaman bir tehdittir. Ama bunu bir siyasi parti ile ilişkilendirmek TSK’nin görevi değildir. Siyasi partilerin görevidir. Benim dönemimde internet sitelerinde herhangi bir parti ile ilişkilendirilecek bir yazı yazılmamıştır. İnternet sitelerinin kurulması Genelkurmay 2. Başkanı olduğum 1998 yılında benim yetkimdedir. Ama içeriğinde suç teşkil edecek bir şey varsa ben söyle bir emir vermedim.”
Duruşma, Hilmi Özkök’ün ifadesinin dinlenilmesine devam edilmek üzere yarına ertelendi.
haber: Hatice Tuncer/Cumhuriyet
YORUM YAZIN