Odatv Davası'nda Müyesser Yıldız Tahliye Edildi
Davada tutuklu sanık Yalçın Küçük ilk olarak söz aldı. Küçük,"TÜBİTAK'tan beklenenlerin gelmemiş olmasında bir açıdan memnun oldum. Çünkü bizim davamızın bu tür bilirkişi raporları ile ilgisi yok. Bizim ile ilgili iddiaların bilirkişi raporu gelmeden de doğru olmadığına gerçek dışı olduğunda hükmedebilirsiniz. Bizi tanıyacak sınız? Kimi yargılıyor sunuz? Onu bir görmeniz lazım"dedi.
Davayı Tuncay Özkan sendromu olarak tanımlayan Küçük savunmasını şöyle sürdürdü; "Selimiye'de bana çok iyilik yapan vardır. Orada askeri mahkemeye de çıktım. Bu davaların bir özelliği vardır. İspat ortadan kalkmaz, Balyoz davasını da biliyorsunuz... Mütalaa bir şey değiştirmez. Bu davalara Tuncay Özkan sendromu diyorum. Her duruşmada kalkıp 'bana suçumu söyleyin. Beni niye yargılıyorsunuz? Bütün siyasi davalar imzasız adı olmayan mektuplar. Siz yanlıştasınız. Ne adı var, ne yazarı var. Ben 2010'da Gebze'de bir konferans verdim. Beni 2011'de ihbar etmiş.Oda TV klasörlerinde var. Beni ihbar etmiş bu çocukcağız. Ama gönderdiği mektubu deşifre etmişler"
Küçük: 100 Yıl Tutun Beni Umrumda Değil
Küçük, "Yazık değil mi size? Yazık değil mi bana? Ne kadar yatacağımızı, ne alacağımızı hiçbirimiz bilmiyoruz. 100 yıl tutun beni umurumda değil. Görüyorsunuz, ne kadar tutarsanız beni o kadar gençleşiyorum. Bizlerin uzun tutuklanması iktidarın olduğunu belli ediyor. İktidar budur. Hiçbir dava bu kadar güçlü olmadı. Bir tek itirafçı çıkmadı. Ben hepsinin sözcüsüyüm. Bu dava Nedim, Ahmet ve Hanefi Avcı üzerine kurulu. Kitap yazmışlar, kötülük yapmışlar. Bunlar suç değildir. Siz de onları tahliye ettiniz. Davayı bitirdiniz zaten. Benim suçu ne? Barış Pehlivan gelmiş talimat vermişim. Talimatta da bir şey yok"
"Özel Hayata İlişkin Belden Aşağı Haber Yapmayız "
Küçük'ün ardından tutuklu sanık gazeteci Soner Yalçın'a söz verildi. Yalçın, terör örgütü PKK'nın kadın üyelerinin cinsel hayatına ilişkin bir haberi neden yayınlatmadığıyla ilgili soruya, "Odatv olarak hiçbir şekilde hangi örgüt, kurum olursa olsun özel hayata ilşkin belden aşağı haber yapmayız" karşılığını verdi. "Aylık geliriniz 5 bin TL diyorsunuz. Halk TV'yi alma işlemleriniz var. Bu parayla nasıl alabilirsiniz?" sorusuna Yalçın, "Ek klasörlere bakmak lazım. Yazdığım kitaplar, filmler görülür. Kanalı almanın değişik yolları var. Eviniz vesaire varsa kredi çekersiniz" yanıtını verdi.
Terkoğlu: "TÜBİTAK Raporu 5 Aydır Yok"
Tutuklu sanık Barış Terkoğlu ise, "Burada adam öldürsem suçum açık olmasına rağmen silahı balistik incelemeye yollarsınız. PC'ler benim talebimle incelemeye gitti. İstanbul Bilişim suçları ekipleri günde binlerce dosyayı inceleyip önümüze çıkartıyor ancak TÜBİTAK 5 ayda bir bilgisayarı inceleyemiyor. Ergenekon davası sanıklarından Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin TÜBİTAK raporunun bir senedir gelmediğini ilettiğimde bana (Biz yetiştirteceğiz) demiştiniz. Nerede TÜBİTAK raporu?" diye konuştu.
Müyesser Yıldız: "Cübbeli Ahmet Hoca Davası İle Birleştirilsin"
Barış Terkoğlu'ndan sonra söz alan tutuklu sanık gazeteci Müyesser Uğur, "Şayet Odatv davası bir yerlerle birleştirilecekse, Silivri'deki davalarla değil, yine mahkemenizce görülecek Cübbeli Ahmet Hoca davası ile birleştirilsin. Zira bu davanın hiç olmazsa bir başı var, öbür taraftaki davada ise baş-son belli değil. Ayrıca hep (Tutukluluğun devamına) dediğinize göre bizi çok sevdiniz, ayrılmak istemiyorsunuz. Böylece ayırmamış da oluruz" ifadelerini kullandı.
Avcı: "'Kitabım Yayınlanıncaya Kadar Oda Tv Çalışanlarının Haberi Yoktu''
Odatv davası tutuklu sanığı Hanefi Avcı, "Haliçte Yaşayan Simonlar" adlı kitabının, yayınlanıncaya kadar Odatv çalışanlarının bilgisinin olmadığını söyledi. Avcı, duruşmada, bilgisayarlarda dosya oluşturulması, dosya gönderilmesi ve virüs ile dosya gönderilmesi konularıyla ilgili bilgi aktardı. Yazdığı kitabın yayınevine nasıl gönderildiği konusunda yayınevinin bilgisayarlarının incelenmesini isteyen Avcı, yayınevi çalışanlarının da dinlenmesini birkaç kez talep ettiğini ancak hala dinlenilmediğini söyledi. Kitabın Ergenekon tarafından yazdırıldığının iddia edildiğini kaydeden Avcı, "Benim kitabım yayınlanıncaya kadar Odatv çalışanlarının haberi yoktu" diye konuştu. 4 örgüte yardım ettiği iddialarıyla yargılandığını söyleyen Avcı, "Ergenekon, Devrimci Karargah ve PKK terör örgütlerine yardım etmekle yargılanıyorum. Benim ve emniyette yetiştirdiğim, birlikte çalıştığım kişilerin sol örgütlere, Ergenekon gibi yapılara yardım etmesi söz konusu olamaz." dedi
"Dışarıdaki Gazeteciler"den destek
"Dışarıdaki Gazeteciler" adlı grup Oda TV davasının görüldüğü Çağlayan’daki Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaptı.
Tutuklu gazetecilerin fotoğraflarını taşıyan grup adına gazeteci Zafer Arapkirli basın açıklamasını okudu.
Hukuksuzluğa dikkat çekmek ve adaletsizliğe son vermek için bir araya geldiklerini belirten Arapkirli, daha önce KCK davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteciler için sokaklarda olduklarını ve şimdi de Odatv davasındaki meslektaşları için adliye önüne geldiklerini ifade etti. Gazeteciler Soner Yalçın, Müyesser Yıldız, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Yalçın Küçük'ün 16 aydır cezaevinde olduklarını hatırlatan Arapkirli, gazetecilerin mesleklerini yerine getirmeye çalışırken tutuklanıp yargılandıklarını ve davada sahteliği kanıtlanmış delillerle suçlandıklarını söyledi.
Mahkemenin bilimsel inceleme raporu istediğini ve TÜBİTAK'tan beklenen bu bilirkişi raporunun henüz mahkemeye ulaşmadığını da belirten Arapkirli, bu ayak sürümenin "bu dava hukuki değil siyasi bir davadır" diyen gazetecileri haklı çıkardığını ileri sürdü.
Davayı Tuncay Özkan sendromu olarak tanımlayan Küçük savunmasını şöyle sürdürdü; "Selimiye'de bana çok iyilik yapan vardır. Orada askeri mahkemeye de çıktım. Bu davaların bir özelliği vardır. İspat ortadan kalkmaz, Balyoz davasını da biliyorsunuz... Mütalaa bir şey değiştirmez. Bu davalara Tuncay Özkan sendromu diyorum. Her duruşmada kalkıp 'bana suçumu söyleyin. Beni niye yargılıyorsunuz? Bütün siyasi davalar imzasız adı olmayan mektuplar. Siz yanlıştasınız. Ne adı var, ne yazarı var. Ben 2010'da Gebze'de bir konferans verdim. Beni 2011'de ihbar etmiş.Oda TV klasörlerinde var. Beni ihbar etmiş bu çocukcağız. Ama gönderdiği mektubu deşifre etmişler"
Küçük: 100 Yıl Tutun Beni Umrumda Değil
Küçük, "Yazık değil mi size? Yazık değil mi bana? Ne kadar yatacağımızı, ne alacağımızı hiçbirimiz bilmiyoruz. 100 yıl tutun beni umurumda değil. Görüyorsunuz, ne kadar tutarsanız beni o kadar gençleşiyorum. Bizlerin uzun tutuklanması iktidarın olduğunu belli ediyor. İktidar budur. Hiçbir dava bu kadar güçlü olmadı. Bir tek itirafçı çıkmadı. Ben hepsinin sözcüsüyüm. Bu dava Nedim, Ahmet ve Hanefi Avcı üzerine kurulu. Kitap yazmışlar, kötülük yapmışlar. Bunlar suç değildir. Siz de onları tahliye ettiniz. Davayı bitirdiniz zaten. Benim suçu ne? Barış Pehlivan gelmiş talimat vermişim. Talimatta da bir şey yok"
"Özel Hayata İlişkin Belden Aşağı Haber Yapmayız "
Küçük'ün ardından tutuklu sanık gazeteci Soner Yalçın'a söz verildi. Yalçın, terör örgütü PKK'nın kadın üyelerinin cinsel hayatına ilişkin bir haberi neden yayınlatmadığıyla ilgili soruya, "Odatv olarak hiçbir şekilde hangi örgüt, kurum olursa olsun özel hayata ilşkin belden aşağı haber yapmayız" karşılığını verdi. "Aylık geliriniz 5 bin TL diyorsunuz. Halk TV'yi alma işlemleriniz var. Bu parayla nasıl alabilirsiniz?" sorusuna Yalçın, "Ek klasörlere bakmak lazım. Yazdığım kitaplar, filmler görülür. Kanalı almanın değişik yolları var. Eviniz vesaire varsa kredi çekersiniz" yanıtını verdi.
Terkoğlu: "TÜBİTAK Raporu 5 Aydır Yok"
Tutuklu sanık Barış Terkoğlu ise, "Burada adam öldürsem suçum açık olmasına rağmen silahı balistik incelemeye yollarsınız. PC'ler benim talebimle incelemeye gitti. İstanbul Bilişim suçları ekipleri günde binlerce dosyayı inceleyip önümüze çıkartıyor ancak TÜBİTAK 5 ayda bir bilgisayarı inceleyemiyor. Ergenekon davası sanıklarından Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin TÜBİTAK raporunun bir senedir gelmediğini ilettiğimde bana (Biz yetiştirteceğiz) demiştiniz. Nerede TÜBİTAK raporu?" diye konuştu.
Müyesser Yıldız: "Cübbeli Ahmet Hoca Davası İle Birleştirilsin"
Barış Terkoğlu'ndan sonra söz alan tutuklu sanık gazeteci Müyesser Uğur, "Şayet Odatv davası bir yerlerle birleştirilecekse, Silivri'deki davalarla değil, yine mahkemenizce görülecek Cübbeli Ahmet Hoca davası ile birleştirilsin. Zira bu davanın hiç olmazsa bir başı var, öbür taraftaki davada ise baş-son belli değil. Ayrıca hep (Tutukluluğun devamına) dediğinize göre bizi çok sevdiniz, ayrılmak istemiyorsunuz. Böylece ayırmamış da oluruz" ifadelerini kullandı.
Avcı: "'Kitabım Yayınlanıncaya Kadar Oda Tv Çalışanlarının Haberi Yoktu''
Odatv davası tutuklu sanığı Hanefi Avcı, "Haliçte Yaşayan Simonlar" adlı kitabının, yayınlanıncaya kadar Odatv çalışanlarının bilgisinin olmadığını söyledi. Avcı, duruşmada, bilgisayarlarda dosya oluşturulması, dosya gönderilmesi ve virüs ile dosya gönderilmesi konularıyla ilgili bilgi aktardı. Yazdığı kitabın yayınevine nasıl gönderildiği konusunda yayınevinin bilgisayarlarının incelenmesini isteyen Avcı, yayınevi çalışanlarının da dinlenmesini birkaç kez talep ettiğini ancak hala dinlenilmediğini söyledi. Kitabın Ergenekon tarafından yazdırıldığının iddia edildiğini kaydeden Avcı, "Benim kitabım yayınlanıncaya kadar Odatv çalışanlarının haberi yoktu" diye konuştu. 4 örgüte yardım ettiği iddialarıyla yargılandığını söyleyen Avcı, "Ergenekon, Devrimci Karargah ve PKK terör örgütlerine yardım etmekle yargılanıyorum. Benim ve emniyette yetiştirdiğim, birlikte çalıştığım kişilerin sol örgütlere, Ergenekon gibi yapılara yardım etmesi söz konusu olamaz." dedi
"Dışarıdaki Gazeteciler"den destek
"Dışarıdaki Gazeteciler" adlı grup Oda TV davasının görüldüğü Çağlayan’daki Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaptı.
Tutuklu gazetecilerin fotoğraflarını taşıyan grup adına gazeteci Zafer Arapkirli basın açıklamasını okudu.
Hukuksuzluğa dikkat çekmek ve adaletsizliğe son vermek için bir araya geldiklerini belirten Arapkirli, daha önce KCK davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteciler için sokaklarda olduklarını ve şimdi de Odatv davasındaki meslektaşları için adliye önüne geldiklerini ifade etti. Gazeteciler Soner Yalçın, Müyesser Yıldız, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Yalçın Küçük'ün 16 aydır cezaevinde olduklarını hatırlatan Arapkirli, gazetecilerin mesleklerini yerine getirmeye çalışırken tutuklanıp yargılandıklarını ve davada sahteliği kanıtlanmış delillerle suçlandıklarını söyledi.
Mahkemenin bilimsel inceleme raporu istediğini ve TÜBİTAK'tan beklenen bu bilirkişi raporunun henüz mahkemeye ulaşmadığını da belirten Arapkirli, bu ayak sürümenin "bu dava hukuki değil siyasi bir davadır" diyen gazetecileri haklı çıkardığını ileri sürdü.
Müyesser Yıldız Tahliye Edildi
Sanık ve avukatların taleplerinin alınmasının ardından duruşma savcısı tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin reddine karar verilmesini istedi.
Duruşmaya verilen aranın ardından İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu sanık gazeteci Müyesser Yıldız Uğur'un atılı suçun vasıf ve mahiyeti ve tutuklulukta geçen süreyi gözönüne alarak tahliyesine karar verdi.
Heyet, Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Hanefi Avcı'nın ise suşun vasıf ve mahiyeti, bilirkişi raporunun mahkemeye ulaşmamış olması ve kuvvetli suç şüphesinin gerekçe göstererek tutukluluğunun devamına karar verdi.
Mahkeme ayrıca TÜBİTAK'tan gelecek raporun beklenmesine hükmederek duruşmayı 14 Eylül 2012 tarihine erteledi.
Silivri Ceza İnfaz Kurumu’ndan çıkan Müyesser Yıldız’ı oğlu, sevdikleri ve gazeteci Ayşenur Arslan karşıladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nun kapısında basın açıklaması yapan Müyesser Yıldız, sadece kendisinin tahliye olduğunu duyunca çok üzüldüğünü söyledi. Yıldız, “Ben mutlu değilim, ben çok ağladım sadece kendimin tahliye olduğunu öğrenince. Kimse bana bir şey bahşetmedi. Arkadaşlarıma sarılarak çok zor veda ettim. Neden biz 16 aydır tutukluyuz. İçeride askerlerimiz tutuklu, Milletvekillerimiz tutuklu, Genelkurmay Başkanımız tutuklu ben çıkmışım neye yarar.” diye konuştu. (dha/habertürk/cihan)
Sanık ve avukatların taleplerinin alınmasının ardından duruşma savcısı tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin reddine karar verilmesini istedi.
Duruşmaya verilen aranın ardından İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu sanık gazeteci Müyesser Yıldız Uğur'un atılı suçun vasıf ve mahiyeti ve tutuklulukta geçen süreyi gözönüne alarak tahliyesine karar verdi.
Heyet, Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Hanefi Avcı'nın ise suşun vasıf ve mahiyeti, bilirkişi raporunun mahkemeye ulaşmamış olması ve kuvvetli suç şüphesinin gerekçe göstererek tutukluluğunun devamına karar verdi.
Mahkeme ayrıca TÜBİTAK'tan gelecek raporun beklenmesine hükmederek duruşmayı 14 Eylül 2012 tarihine erteledi.
Silivri Ceza İnfaz Kurumu’ndan çıkan Müyesser Yıldız’ı oğlu, sevdikleri ve gazeteci Ayşenur Arslan karşıladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumu’nun kapısında basın açıklaması yapan Müyesser Yıldız, sadece kendisinin tahliye olduğunu duyunca çok üzüldüğünü söyledi. Yıldız, “Ben mutlu değilim, ben çok ağladım sadece kendimin tahliye olduğunu öğrenince. Kimse bana bir şey bahşetmedi. Arkadaşlarıma sarılarak çok zor veda ettim. Neden biz 16 aydır tutukluyuz. İçeride askerlerimiz tutuklu, Milletvekillerimiz tutuklu, Genelkurmay Başkanımız tutuklu ben çıkmışım neye yarar.” diye konuştu. (dha/habertürk/cihan)
YORUM YAZIN