Header Ads

1 Mayıs 1977'nin Tanıkları Anlatıyor: Sol Gruplar Arasında Çatışma Olmadığına Dair Yüzlerce Delil Var


Taraf Gazetesi ve Halil Berktay'ın başlattığı "77 1 Mayıs katliamını solcular yaptı" iddiasına DİSK son noktayı koydu. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)'na göre, iddialar, solun tarihini itibarsızlaştırma ve solu gözden düşürme çabası.

Taksim Hill Otel'de çok sayıda tanığın katılımıyla basın toplantısı düzenleyen DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, "Muhatabımız Berktay değil, 1 Mayıs 1977 Katliamı'nın aydınlatılması ve tüm sorumlularından hesap sorulmasıdır" dedi.

Basın toplantısının düzenlendiği salona "1 Mayıs suçluları yargılansın. Kontrgerillanın sözcülüğünü yapanlar tarihi karartamayacak" yazılı pankart açıldı.

Açılış konuşmasını yapan DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu, 500 bini aşkın kişinin katıldığını söylediği 1 Mayıs'a gölge düşürülmeye çalışıldığını belirtti. Bugüne kadar suskun kaldıklarını, cevap yarışına girmek istemediklerini belirten Serdaroğlu, "Ancak biz sustukça azdılar" dedi.

KONTRGERİLLANIN SÖZCÜLÜĞÜNÜ YAPIYORLAR


Ardından konuşan DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, 1 Mayıs 1977 katliamı ile ilgili tarihi gerçeklerin çarpıtıldığını, o dönem hasıraltı edilen gerçeklerin bugün yeni bir tarih yazımına girişenler tarafından tahrif edilmeye çalışıldığını söyledi.

İsim vermeden Taraf gazetesinin "kontrgerillanın sözcülüğünü" yaptığına işaret eden Ekici, "Gerek 1 Mayıs 2012 kutlamalarının kitleselliği, gerek '1 Mayıs 77 suçluları yargılansın' kampanyamız ve gerekse 12 Eylül yargılamalarının göstermelik de olsa başladığı bir aşamada kuyuya atılan bu taş oldukça manidardır. Berktay'ın sözcülüğünü üstlendiği bu kampanya sahipleri, 'solcuların birbirini vurdukları' iddialarını elle tutulur somut belgelerle açıklayamadıkları gibi, 'Peki neden şimdi?' sorusuna da tatmin edici yanıtlar verememektedirler" dedi.

Ekici, "Katliamı kontrgerillanın yaptığına dair somut delil yok" diyenlere, şöyle yanıt verdi: "Eldeki tüm görüntü, belge ve tanıklıkları, 77 1 Mayıs Katliamı'nın perde arkasının 35 yıl boyunca bizzat devlet tarafından hasıraltı edilmeye çalışılması, delillerin karartılması veya yokedilmesi, katliamla ilgili olarak mağdurların dışında hiçbir dava, araştırma veya soruşturma açılmaması, olayda yer alan kamu görevlileriyle ilgili herhangi bir kovuşturmaya yer verilmemesi başlıbaşına somut bir delildir."

Ekici, Uğur Mumcu'nun 6 Mayıs 1977 tarihli köşe yazısını da hatırlattı. Mumcu, söz konusu yazısında 6-7 Eylül olaylarına yol açan Atatürk'ün evine atılan bombanın güvenlik görevlisi Oktay Ergin tarafından konulduğunu ve Ergin'in 77'de Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Dairesi Başkanlığı'nda görevli olduğunu belirtmişti. Mumcu, ayrıca Ergin'in 1 Mayıs toplantısı ile ilgili önlemlerin alınmasında ve uygulanmasında en önemli görevlerden birini üstlendiğini yazmıştı.

Devletin sadece 77 1 Mayıs katliamını değil, yargısız infazlardan, Susurluk'a ve Hrat Dink'e kadar pek çok olayı aydınlatmadığına işaret eden DİSK Genel Başkanı, "Çözmek için çaba sarf etmeyen devlet ya tamamen beceriksizdir ya da iyi niyetli değildir" dedi.

SOLU İTİBARSIZLAŞTIRMA ÇABASI

Ekici, Halil Berktay'ın iddialarını "iktidar yanlısı çevrelerin solun geçmişini itibarsızlaştırma ve solu gözden düşürülmesi çabası" olarak değerlendirdi ve ekledi: "Muhatabımız Berktay değil, 1 Mayıs 1977 Katliamı'nın aydınlatılması ve tüm sorumlularından hesap sorulmasıdır."

1 Mayıs katliamının, 1977 erken genel seçimi öncesindeki kaos ortamında ortaya konulan olayların başlangıcı olduğunu söyleyen Erol Ekici, dönemin CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in olayın kontrgerillanın işi olduğu yönündeki açıklamalarını hatırlattı.

KARANLIKTA KALAN SORULAR

Ekici, katliama ilişkin aydınlatılmayan soruları gündeme getirdi. Bunlardan bazıları şöyle: "Intercontinental Oteli'nin önünde yüzden fazla polis olmasına rağmen silahlı kişiler otele nasıl girip çıktı? Kitleye ateş açan Renault marka araçtaki 4 kişi kimdi ki, sıradan polis memurları bile bunlara müdahale etmedi? Sonradan emniyet aracı olduğu iddia edilen bu araçta, Samsun'da görevli Alaattin adlı bir binbaşı bulunuyor muydu? Bulunuyorsa görevi neydi? Intercontinental Oteli günlerce öncesinde boşaltılıp kontrolden geçirilmiş olmasına, giriş ve çıkışlar yasaklanmasına ve otelin 4, 5, 6, 7 ve 8. katları tamamen polislerce kullanılmasına rağmen, bu katlardan kitle üzerine kimler nasıl uzun menzilli silahlarla ateş edebildi? Taksim Sular İdaresi duvarı üzerinden, elleri başının üzerinde indirilenler kimlerdi? Ve neden salıverilmişlerdi? Panzerlere ısrarla kim emir vermişti? Ve panzerleriyle su sıkıp, siren çalarak, bomba atarak ve ateş ederek 35 kişiden 29'unun ezilerek ölmesine sebebiyet veren emniyet müdürleri, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararına rağmen neden bulunamadılar? Sular İdaresi üzerinde ellerinde uzun menzilli silahlar bulunan sivil giyimli kişilerin fotoğrafları Adli Tıp'a gönderilmesine rağmen bu kişilerin kimler olduğu neden polis tarafından açıklanmadı? Bu fotoğraflar Adli Tıp'ta nasıl kayboldu? Ateş açılan noktalar herkesçe görülmesine rağmen, polis, neden bu binaları kuşatıp katilleri etkisiz hale getirme teşebbüsünde bile bulunmadı? Bu kanıtlara rağmen mağdurlardan oluşan 98 kişi dışında neden kimse yargılanmadı? Dönemin emniyet müdürleri, içişleri bakanı ve başbakanı bu katliamın üstünün örtmek için neden ellerinden geleni yapmışlardır? İçişleri ve Adalet bakanları niçin ilk atışların alan içinden yapıldığını öne sürmüştür? Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, katliam kendisine daha önce ihbar edilmiş olmasına rağmen neden katliamı önleyecek girişimlerde bulunmamıştır?"

77 1 Mayısının Tertip Komitesi Başkanı Mehmet Karaca, 76 1 Mayısı'nın 51 yıl aradan sonra ilk kitlesel 1 Mayıs olduğunu belirterek, katliamın işçi hareketinin önü geçmek için yapıldığına işaret etti. İlk silah sesinin saygı duruşunun bitimine yakın Sular İdaresi'nden geldiğini söyleyen Karaca, ardından yaylım ateşinin başladığını ve polislerin panzerleri insanların üzerine sürdüğünü, ses bombası atarak paniği arttırdığını kaydetti.

SONER: KURŞUNLAR ASFALTA SAPLANIYORDU

Gazeteci Şükran Soner, 1 Mayıs öncesi yayınlarında DİSK'in taleplerine katılmadıklarını ve kürsüyü işgal edeceklerini söyleyen sol grupları alana girmeden önce gördüğünü ve kendisine "çatışmayacağız" dediklerini aktardı.

Alanda yaylım ateşi başladıktan sonra bir direğin dibinde yere çöktüğünü anlatan Soner, bulunduğu yerde mermi yağmurunu izlediğini, kurşunların asfalta saplanış biçimine bakarak Sular İdaresi yönünden yukarıdan ateş edildiğini anladığını söyledi. Sonrasında bir panzerin renkli giysili bir kadını ezişini gördüğünü belirten Soner, Intercontinental Otel önündeki polislerin de kitleyi uzaklaştırmak için ayaklarının dibine sürekli ateş ettiğini anlattı. Soner, devletin olayı gösteren çok sayıda fotoğraf ve tanıklıkları dikkate almadığını dile getirdi.

ARAL: İLK ATEŞ KİTLE İÇİNDEN, BİR AJANDAN GELDİ

O dönem Politika Gazetesi'nde foto muhabir olarak çalışan Coşkun Aral, ilk ateşin kitle içinden geldiğini söyledi. Aral, alana zorla girmek isteyen sol grupların içinde elinde bir tomar gazete olan bir kişiyi gördüğünü, ilk ateşin o kişiden geldiğini söyledi. Savaş Ay'ın, havaya ateş eden bu kişinin fotoğrafını çektiğini anlatan Aral, bundan 1-2 saniye sonra yaylım ateşin başladığını kaydetti. Aral, sonra bu şahsın polis olduğu yönünde duyumlar aldığını belirterek, kişini ajan olduğuna işaret etti. Aral, fotoğrafı da olmasına rağmen bu şahsın araştırılmadığını ifade etti.

YETKİN: GERÇEKTEN SOLCULAR YAPSAYDI SORUŞTURMA YAPILIRDI

Katliamdan sonra 1 Mayıs'a katılanların yargılandığı davanın duruşma savcısı olan Çetin Yetkin, iddia edildiği gibi sol gruplar arasında çatışma olmadığını, katliamın bir tertip olduğunu gösteren yüzlerce delil olduğunu söyledi. "Bu olayın soruşturması yapılmadı" diyen Yetkin, olaydan 28 gün sonra hazırlanan iddianamede "sanıkların küçük bölümü yargı karşısına çıkarıldı" ve "asli failler er geç tespit edilecektir" ifadeleri olduğunu söyledi. Yetkin, savcının asıl failleri bulma işini, kendi görevi olmasına rağmen tarihe bıraktığını belirterek tepki gösterdi.

En basiti kurşunların ekspertiz raporunun bile çıkarılmadığını ifade eden Yetkin, Sular İdaresi'nin 28 yıllık makinistinin, her zaman gösteriler öncesi bölgeyi kontrol eden askeri yetkililerin o gün gelmediği, ancak olaydan sonra geldiği yönündeki ifadesini hatırlattı. Polislerin, Sular İdaresi fotoğraflarını mahkemeyi yanıltıcı şekilde verdiğini anlatan Yetkin, duruşmaya kolu kırık bir halde katılan DİSK üyesinin katliam yapmakla suçlandığını söyledi. Çetin Yetkin, tüm bunların duruşmada araştırılmasını istediğini ve görevden atıldığını, bu nedenle kendisinin de mağdur olduğunu söyledi.

Yetkin, iktidarda Milli Cephe hükümeti olduğunu da hatırlatarak, "Katliamı solcular yapmış olsaydı bu iddianameye kesin girerdi. Bundan daha iyi fırsat olamazdı" dedi.

DİSK eski Genel Başkanı, CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi de tanıklığını anlattı. Çelebi, katliamın, solun, sosyalist hareketin yükselişinden rahatsızlık duyan sermayenin işi olduğuna işaret etti.

Dönemin DİSK Hukuk Dairesi Müdürü ve Tertip Komitesi üyesi Müşir Kaya Canpolat, olaylardan sonra Kemal Türkler'in kendisine "Hukuki sorumluluğumuz var mı?" diye sorduğunu, kendisinin hayır yanıtı verince "Bu insanlar bizim davetimizle geldi. Bizim manevi sorumluluğumuz var" dediğini aktardı.

Dönemin DİSK uzmanı, tarihçi Fahri Aral, olayın hiç soruşturulmadığına dikkat çekti. Aral, 6-7 Eylül olaylar, Kanlı Pazar, 1 Mayıs 77 katliamı, Maraş, Çorum katliamının bir zincirin halkaları olduğunu belirtti. O gün için "Silahlı 20 bin İGD'li vardı" gibi tanıklıklar anlatıldığını söyleyen Aral, hiçbir geçerliliği olmayan tanıklıklarla olayın çarpıtılmaya çalışıldığına işaret etti.

POLİS ELİME SİLAH TUTUŞTURDU

77'de 17 yaşında olan ve 1 Mayıs'ta 3 kişiyi öldürmekten yargılanan bir işçi, zincirlenerek Afyon Cezaevi'ne götürüldüklerini söyledi. İşçi, alana giderken Dolmabahçe'de bir polisin eline silah tutuşturduğunu kaydeden, parmak izi dahi alınmadan 20 yıl hapis istemiyle yargılandığını, sonra beraat ettiğini anlattı.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.