Header Ads

Marko Paşa 66 Yıl Sonra Yayında

Odatv davasının duruşmalarının tekrar başladığı bugün, özel olarka bu dava, ama genel olarak tutuklu gazeteciler konusunu ele alan bir de "yeni" gazete çıktı: ...ve yine Marko Paşa.

Ahmet ve Nedim'in Gazeteci Arkadaşları (ANGA) tarafından hazırlanan gazete, bugün BirGün gazetesinin eki olarak bayilerden alınabiliyor. Evrensel gazetesi ise, İstanbul'daki baskılarında Marko Paşa'yı ek olarak veriyor.

Gazetenin ilk sayfası, dört talebi öne çıkarıyor: "AİHM içtihatlarını uygulayın", "TMK'yı kaldırın", "Özel yetkili mahkemeleri lağvedin" ve "Arkadaşlarımızı serbest bırakın".

İkinci sayfada ise, Ahmet Nesin'in, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Sabahattin Ali'nin çıkardıkları Marko Paşa dergisi ve Rıfat Ilgaz üzerine yazısı yer alıyor. Nesin, yazıda şöyle diyor: "Marko Paşa, Rum asıllı bir Osmanlı hekimi. Bir özelliği var, hastalarını uzun uzun dinliyor. Bu huyu gittikçe yayılıyor ve dilimize 'Anlat derdini Marko Paşa'ya' deyimi kazandırılıyor. Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, yıllarca bu halkın derdini dinleyip gözlemledikten sonra Marko Paşa'yı çıkarıyorlar. Bizler, bugün Marko Paşa grubunda olmaya devam edelim, onlar da McCarthy Paşa grubunda olsunlar. Sonunda dertlerini yine Marko Paşa'ya anlatacaklar."

Ahmet Nesin'in yazısı, ismi alınan derginin "aile mirası" bakımından da sahiplenildiğini gösteriyor. Zaten ANGA'nın önde gelen eylemcilerinden Elif Ilgaz da, Rıfat Ilgaz'ın torunu.

ANGA'nın dergiyi niye çıkardıklarını anlattığı "AKP adaletinin iki yüzü" başlıklı yazı ise, Türkiye'nin geldiği noktayı özetliyor. Şike operasyonu dahil her operasyonda ortak olan izleğe dikkat çekilen yazıda, "Biz, 'tek merkezden yürütüldüğü' izlenimi veren bu operasyonların 'arkasında' nasıl bir iradenin bulunduğunu Ahmet Şık'ın yazdığı 000Kitap adıyla basılan 'İmamın Ordusu' adlı kitap taslağından öğreniyoruz" deniliyor.

Gazetede Ertuğrul Mavioğlu, Ahmet Şık, Ece Temelkuran, Banu Güven, Barış Terkoğlu, Timur Soykan, Murat Sabuncu ve Fikret İlkiz'in yazılarının yanı sıra, Today's Zaman'dan kovulan yabancı gazeteci Andrew Finkel'la yapılan bir röportaj yer alıyor. Doğan Yurdakul ve Müyesser Yıldız ise gazeteye kısa mesajlarını iletmişler.

Gazetenin arka sayfası ise, ANGA'nın yoğun çalışmaları sonucunda geçtiğimiz hafta kamuoyuna açıklanan "tutuklu gazeteciler listesi"ne ayrılmış. Listedeki 105 gazetecinin isimleri ve çalıştıkları kurumlar yer alıyor.

Aziz Nesin'in oğlu Ahmet Nesin'in Marko Paşa'da yayımlanan yazısı..

HÜCRE ARKADAŞIM RIFAT ILGAZ VE MARKOPAŞA…

Yaşam kimileyin insana öyle sürprizler sunuyor ki ne diyeceğinizi şaşırıyorsunuz… Sevgili Elif Ilgaz aradı geçen akşam ve tutuklu gazeteci arkadaşlarımız için tek sayılık bir gazete çıkaracaklarını, adının da “Markopaşa” olacağını söyledi

Bunun için benden izin istiyordu, saniye bile düşünmeden “Evet”i yapıştırdım. Zaten “Evet” yada “Hayır” deme hakkım olup olmadığını bilmiyordum ama genç arkadaşların inceliği çok hoşuma gitti, sorumluluğun ne olduğunun dersiydi bu bence.

Markopaşa 1946 yılında başlamış yayın hayatına. Yani benim doğmama daha 11 yıl var ama o gün bu tarihi dergiyi çıkartan ve yazan Sabahattin Ali’den 16 yaş, Rıfat Ilgaz’dan 20 yaş, babamdan da 24 yaş büyüğüm.

Bizde “Anlat derdini marko paşaya” diye bir deyim vardır, önce bu deyimin nereden kaynaklandığına bakmak istedim. O kadar şaşırtıcı şeyler çıktı ki karşıma bugüne değin bakmamama kızdım ve kendimden utandım. Marko Paşa (Marko Apostolidis) Rum asıllı bir Osmanlı hekimi. Askeri Tıbbıye’yi bitiriyor. Bu ilk benzerlik, babam da askeri okulu bitiriyor. Marko Paşa 1861 yılında Sultan Abdülaziz’in başhekimliğine getiriliyor, ikinci benzerlik burada, Marko Paşa Abdülaziz’in başhekimi olurken dedemin de adı Abdülaziz. Marko Paşa, Kırımlı Aziz Bey’le birlikte Türkiye Kızılay Derneği’nin kurucularından, aynı Sabahattin ve Rıfat amcaların Aziz’le birlikte “Markopaşa”nın kurucuları oldukları gibi.

Marko Paşa’nın bir özelliği var, hastalarını uzun uzun, sabırla dinleyen bir doktor, bu huyu gittikçe yayılıyor ve dilimize “Anlat derdini marko paşaya” deyimi kazandırılıyor. Gerek Sabahattin Ali, gerek Rıfat Ilgaz, gerek Aziz Nesin yıllarca bu halkın derdini dinleyip gözlemledikten sonra “Markopaşa”yı çıkarıyorlar.

Markopaşa’nın bir ilginçliği daha var, devamlı olarak üçünden biri gözaltına alınıyor yada tutuklanıyor. Ancak üçü de bir şekilde yazılarını gönderiyorlar, gönderiyorlar ama diyelim ki babam içeride, yazı Sabahattin Ali yada Rıfat Ilgaz diye çıkıyor, Rıfat amca içerdeyse tersi oluyor. O yüzden yazış tarzlarından çok belli değilse kimi yazıların kimin tarafından yazıldığı pek belli değildir.

Sabahattin Ali’ye yetişemedim ama Rıfat amcayla çok anım var. TÜYAP Istanbul Fuarı’nın ya birincisi yada ikincisi, bir yanda babam bir yanda Rıfat amca kitaplarını imzalıyor. Aydın Ilgaz babasını çeşit çeşit yayınevlerindeki dağınık kitaplarını toplamış ve “Çınar Yayınevi”ni kurmuş, ben babamla Kemal Tahir’in benim doğduğum yıl kurdukları “Düşün Yayınevi”ni kurmuşum. Rıfat amca bir ara imzadan kafasını kaldırdı ve “Bu gece benim misafirimsin…” dedi.

Fuara yakın bir Rus Restoranına gittik beraber. Tam rakılarımızı yudumluyoruz, Rıfat amca Aydın’la bana gülerek ilerde bir masayı gösteriyor. Dikkatlice bakınca anladım, benim takibim bitmemiş, sivil polis yada MİT 2-3 masa arkada bizi izliyor. Rıfat amca bunu her karşılaştığımızda gülerek herkese anlattı. Ben de yıllarca düşündüm, acaba o polisler bizi, yani Aydın Ilgaz, Nilgün Ilgaz, Rıfat Ilgaz ve beni bir örgütün hücre evi diye düşünmüşler midir? MİT raporlarında silinmediyse bu raporu o kadar okumak isterdim ki…

Aydın’a başsağlığı dilediğimde bana “Babam dün gece gözlerini açtığında seni sordu Ahmet…” dediğinde binlerce vat elektrik yemiş gibi olmuştum. Hâlâ o anı usuma geldiğinde dalar giderim ve yatağında uzanmış o güleç insanı düşlerim saatlerce.

Elif’le kimileyin şakalaşıyorum “Arasıra çocuklarını görebiliyor musun?..” diye. Çünkü ne zaman bilgisayarın başına otursam yazımı yazmak için Elif bir gazeteci davasında ve bize twitter’dan haberler yetiştiriyor. Arasıra da mesajlaşıyoruz “Hafif üşütmüşüm, yarına iyi olmam lazım, davaya gideceğim…” diye yazıyor.

Esasında “Tutuklu Gazeteciler” için politik bişeyler yazmam gerekiyordu ama işin içine Markopaşa girince anılara daldım. Aklıma Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin dayanışması geldi. Bu dayanışmayı biz sürdürmeye çalışıyoruz şimdi. Birileri de “Yarın kim tutuklanacak?..” diye yazılar döşeniyor.

Gördün mü Elif, yine politik bitirdim galiba yazıyı, bizler Markopaşa grubunda olmaya devam edelim, onlar da McCarthy Paşa grubunda olsunlar. Sonunda dertlerini yine Markopaşa”ya anlatacaklar…

Ahmet Nesin


haber: sol/enerji gündem

1 yorum:

Blogger tarafından desteklenmektedir.