Odatv Davası Yarın Başlıyor
"Ergenekon" soruşturması kapsamında örgütsel dökümasyon
hazırlatıldığı iddiası ile tutuklanan gazeteci Ahmet Şık ve örgütsel
faaliyetler içerisinde yer aldığı iddiası ile tutuklanan gazeteci Nedim
Şener'inde aralarında bulunduğu 12'si tutuklu 14 kişi hakkında açılan
davanın ilk duruşması 22 Kasım'da görülecek.
Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda faaliyet gösteren özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 22 Kasım'da görülmesine başlanacak olan davanın duruşmasının, diğerlerine oranla daha büyük olan 1. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapılacağı öğrenildi. Duruşmanın, sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesinin planlandığı bildirildi.
Davanın 134 sayfalık iddianamesinde, "Ergenekon Silahlı Terör Örgütü"ne yönelik yapılan soruşturma kapsamında örgütün yönetici kadrosunda olduğu tespit edilen Prof. Dr. Yalçın Küçük'ün, "silahlı terör örgütü kurma" suçundan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 2009'da açılan davada tutuksuz yargılandığı hatırlatılıyor.
İddianamede, Soner Yalçın ve Odatv çalışanlarına yönelik teknik takip çalışmalarının devam ettiği, tutuksuz olarak yargılanan Yalçın Küçük'ün ise örgütün amaç ve hedefleri doğrultusundaki faaliyetlerine aktif olarak devam etti kaydedildi. Küçük'ün bir yandan "Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün" medya yapılanması ve siyaset dünyasına yön verilmesi faaliyetlerini yürütürken, diğer taraftan da darbe zemini oluşturmak maksadıyla alenen darbe söylemlerinde bulunduğu ifade edildi.
İddianamede, Küçük'ün alınan ifadesinde her ne kadar hakkındaki iddiaları kabul etmese de Odatv adlı internet sitesinin imtiyaz sahibi Soner Yalçın ve Odatv çalışanları ile örgütsel irtibatının bulunduğunun tespit edildiğine yer verildi ve Odatv'nin çalışanlarına verdiği talimatlarla internet sitesinin yayınlarını örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda yönlendirdiğine dair çok sayıda delil elde edildiği iddia edildi.
Şüpheli Barış Terkoğlu'nun iş yeri olan Odatv'den ve ikametinden örgütsel dokümanların, TSK ve MİT'e ait devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken belge ve diğer suç unsuru deliller ele geçirildiği belirtilen iddianamede, şüphelinin "Ergenekon Silahlı Terör Örgütü" üyesi olduğu ve örgütün medya yapılanması kapsamında faaliyetlerde bulunduğunun tespit edildiği anlatıldı.
Odatv'de yapılan aramalar sonucu elde edilen dijital verilerde de "000KITAP" adlı "İMAMIN ORDUSU" başlıklı belgelerin örgütsel doküman olarak tarif edildiği iddianamede, "Odatv ve şüphelilerden ele geçirilen delillere bakıldığında bu stratejinin aynen uygulandığı ve bu kapsamda Ahmet Şık'a 'İMAMIN ORDUSU' isimli örgütsel dokümanın hazırlatıldığı, ancak elde edilen delillerden Ahmet Şık'a hazırlatılan örgütsel dokümanın kitap olarak "Emniyet Müdürü Sabri Uzun" ismi ile yayınlatılmasının planlandığı anlaşılmıştır" şeklinde ifadelere yer verildi.
Kitap olarak yayımlanması planlanan örgütsel çalışmanın, "Ergenekon" davasının hukuki bir dava olmaktan öte siyasal bir dava olduğu, TSK ve yüksek yargı başta olmak üzere anayasal kurumların hedef alındığı tezleri işlenerek davanın kamuoyunda inanılırlığını ortadan kaldırmaya yönelik topluma yanlış bilgilendirme yapılmasının amaçlandığınında iddia edildiği iddianamede, şu görüşlere yer veriliyor:
"Bu kitap çalışmasında, hukuki çerçevede ve bugüne kadar şüphelilerden ele geçirilen somut delillerle yürütülmekte olan 'Ergenekon' soruşturması ve kovuşturmasının, Gülen cemaati tarafından yürütülen bir tertip ve düzmece olduğunun işlendiği, böylelikle soruşturmayı yürüten kurum ve çalışanlarına ağır iftiralarda bulunarak kamuoyundaki güvenilirliklerinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı ve nihai olarak davanın kıymetsizleştirilmesinin hedeflendiği anlaşılmıştır.
Ahmet Şık alınan ifadesinde her ne kadar "İMAMIN ORDUSU" başlıklı örgütsel dokümanı kendi başına hazırladığını beyan etmişse de, gerek Odatv'den ele geçirilen örgütsel notlar ve örgütsel dokümandaki notlar, gerek Ahmet Şık'tan ele geçirilen taslaklardaki notlar ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer deliller, "İMAMIN ORDUSU" başlıklı örgütsel dokümanın sadece Ahmet Şık tarafından oluşturulmadığını, Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün talimatları ve yönlendirmeleri doğrultusunda diğer şüphelilerle birlikte hazırlanan bir kitap çalışması olduğunu ortaya koymaktadır."
Soruşturma kapsamında Soner Yalçın'ın örgütsel talimatlarının yazılı olduğu birçok belge elde edildiği belirtilen iddianamede, bu belgelerden "Hanefi", "Nedim", "Sabri Uzun" isimli örgütsel notları oluşturucusunun Yalçın olması hususu göz önüne alındığında, Hüseyin Soner Yalçın'ın Nedim Şener'e örgütsel faaliyetler kapsamında görevler verdiğinin anlaşıldığı iddia edildi.
İddianamede Nedim Şener'in Soner Yalçın'ın talimatı ile Hanefi Avcı ve Ahmet Şık'ı yönlendirdiği öne sürülüyor.
Hüseyin Soner Yalçın ile Yalçın Küçük'ün aralarında hiyerarşik bir ilişkinin var olduğunun ifade edildiği iddianamede, Ünal İnanç'tan el konulan dijital verilerde, Yalçın Küçük ve Hurşit Tolon'un da isminin bulunduğu "DANIŞMANLARIMIZ" isimli listede Yalçın'ın da isminin yazılı olduğu belirtiliyor.
İddianamede, Hanefi Avcı'nın da Hüseyin Soner Yalçın'ın örgütsel talimatlarının bulunduğu birçok belgede örgüt faaliyetleri kapsamında yapması gereken görevlerin yazılı olduğu kaydediliyor.
Soner Yalçın'ın "silahlı örgüte üye olmak", "kaos ortamı oluşturmak amacıyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek", "devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek", "yasaklanan bilgileri temin etmek", "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek", "özel hayatın gizliğini ihlal etmek" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek" suçlarından 14 ile 36,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, gazeteci Ahmet Şık ile eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın "silahlı örgüte yardım etmek" iddiasıyla 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.
Kaşif Kozinoğlu'nun "silahlı örgüte üye olmak", "devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek" ve "yasaklanan bilgileri temin etmek" suçlarından 11,5 yıldan 26 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, Nedim Şener'in de "silahlı örgüte yardım etmek" iddiasıyla 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması öngörülüyor.
İddianamede, diğer sanıkların da benzer iddialarla 7.5 ile 23 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması isteniyor.
Davanın sanıkları arasında yer alan Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinde 12 Kasım'da rahatsızlanmış ve daha sonra hayatını kaybetmişti.
Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda faaliyet gösteren özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 22 Kasım'da görülmesine başlanacak olan davanın duruşmasının, diğerlerine oranla daha büyük olan 1. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapılacağı öğrenildi. Duruşmanın, sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesinin planlandığı bildirildi.
Davanın 134 sayfalık iddianamesinde, "Ergenekon Silahlı Terör Örgütü"ne yönelik yapılan soruşturma kapsamında örgütün yönetici kadrosunda olduğu tespit edilen Prof. Dr. Yalçın Küçük'ün, "silahlı terör örgütü kurma" suçundan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 2009'da açılan davada tutuksuz yargılandığı hatırlatılıyor.
İddianamede, Soner Yalçın ve Odatv çalışanlarına yönelik teknik takip çalışmalarının devam ettiği, tutuksuz olarak yargılanan Yalçın Küçük'ün ise örgütün amaç ve hedefleri doğrultusundaki faaliyetlerine aktif olarak devam etti kaydedildi. Küçük'ün bir yandan "Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün" medya yapılanması ve siyaset dünyasına yön verilmesi faaliyetlerini yürütürken, diğer taraftan da darbe zemini oluşturmak maksadıyla alenen darbe söylemlerinde bulunduğu ifade edildi.
İddianamede, Küçük'ün alınan ifadesinde her ne kadar hakkındaki iddiaları kabul etmese de Odatv adlı internet sitesinin imtiyaz sahibi Soner Yalçın ve Odatv çalışanları ile örgütsel irtibatının bulunduğunun tespit edildiğine yer verildi ve Odatv'nin çalışanlarına verdiği talimatlarla internet sitesinin yayınlarını örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda yönlendirdiğine dair çok sayıda delil elde edildiği iddia edildi.
Şüpheli Barış Terkoğlu'nun iş yeri olan Odatv'den ve ikametinden örgütsel dokümanların, TSK ve MİT'e ait devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken belge ve diğer suç unsuru deliller ele geçirildiği belirtilen iddianamede, şüphelinin "Ergenekon Silahlı Terör Örgütü" üyesi olduğu ve örgütün medya yapılanması kapsamında faaliyetlerde bulunduğunun tespit edildiği anlatıldı.
AHMET ŞIK HAKKINDAKİ İDDİALAR
Soner Yalçın'ın örgütsel talimatlarının yazılı olduğu birçok belgede Ahmet Şık'ın örgüt faaliyetleri kapsamında yapması gereken görevlerin yazılı olduğunun ileri sürüldüğü iddianamede, Şık'ın ikametinden ele geçirilen dijital veriler üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerine dayanılarak, "000KITAPSON", "Ahmet Kitap" ve "KİİTAPPPPPPPPPPPPP" isimli 3 ayrı word dosyası bulunduğu, içeriklerine bakıldığında bu word dosyalarının "İMAMIN ORDUSU" başlıklı bir örgütsel doküman olduğunun tespit edildiği iddia edildi.Odatv'de yapılan aramalar sonucu elde edilen dijital verilerde de "000KITAP" adlı "İMAMIN ORDUSU" başlıklı belgelerin örgütsel doküman olarak tarif edildiği iddianamede, "Odatv ve şüphelilerden ele geçirilen delillere bakıldığında bu stratejinin aynen uygulandığı ve bu kapsamda Ahmet Şık'a 'İMAMIN ORDUSU' isimli örgütsel dokümanın hazırlatıldığı, ancak elde edilen delillerden Ahmet Şık'a hazırlatılan örgütsel dokümanın kitap olarak "Emniyet Müdürü Sabri Uzun" ismi ile yayınlatılmasının planlandığı anlaşılmıştır" şeklinde ifadelere yer verildi.
Kitap olarak yayımlanması planlanan örgütsel çalışmanın, "Ergenekon" davasının hukuki bir dava olmaktan öte siyasal bir dava olduğu, TSK ve yüksek yargı başta olmak üzere anayasal kurumların hedef alındığı tezleri işlenerek davanın kamuoyunda inanılırlığını ortadan kaldırmaya yönelik topluma yanlış bilgilendirme yapılmasının amaçlandığınında iddia edildiği iddianamede, şu görüşlere yer veriliyor:
"Bu kitap çalışmasında, hukuki çerçevede ve bugüne kadar şüphelilerden ele geçirilen somut delillerle yürütülmekte olan 'Ergenekon' soruşturması ve kovuşturmasının, Gülen cemaati tarafından yürütülen bir tertip ve düzmece olduğunun işlendiği, böylelikle soruşturmayı yürüten kurum ve çalışanlarına ağır iftiralarda bulunarak kamuoyundaki güvenilirliklerinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı ve nihai olarak davanın kıymetsizleştirilmesinin hedeflendiği anlaşılmıştır.
Ahmet Şık alınan ifadesinde her ne kadar "İMAMIN ORDUSU" başlıklı örgütsel dokümanı kendi başına hazırladığını beyan etmişse de, gerek Odatv'den ele geçirilen örgütsel notlar ve örgütsel dokümandaki notlar, gerek Ahmet Şık'tan ele geçirilen taslaklardaki notlar ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer deliller, "İMAMIN ORDUSU" başlıklı örgütsel dokümanın sadece Ahmet Şık tarafından oluşturulmadığını, Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün talimatları ve yönlendirmeleri doğrultusunda diğer şüphelilerle birlikte hazırlanan bir kitap çalışması olduğunu ortaya koymaktadır."
NEDİM ŞENER İLE İLGİLİ İDDİALAR
İddianamede, Odatv'de yapılan aramalarda el konulan dijital verilerin bilir kişi incelemelerine dayanılarak, "NEDİM' isimli klasör içerisinde "YBelgesi" isimli word belgesi olduğunun tespit edildiği belirtilerek, word belgesinin içeriğine bakıldığında Nedim Şener'e ait "Ergenekon belgelerinde Fethullah Gülen ve cemaat" isimli kitabın taslak hali olduğunun anlaşıldığı ileri sürüldü.Soruşturma kapsamında Soner Yalçın'ın örgütsel talimatlarının yazılı olduğu birçok belge elde edildiği belirtilen iddianamede, bu belgelerden "Hanefi", "Nedim", "Sabri Uzun" isimli örgütsel notları oluşturucusunun Yalçın olması hususu göz önüne alındığında, Hüseyin Soner Yalçın'ın Nedim Şener'e örgütsel faaliyetler kapsamında görevler verdiğinin anlaşıldığı iddia edildi.
İddianamede Nedim Şener'in Soner Yalçın'ın talimatı ile Hanefi Avcı ve Ahmet Şık'ı yönlendirdiği öne sürülüyor.
Hüseyin Soner Yalçın ile Yalçın Küçük'ün aralarında hiyerarşik bir ilişkinin var olduğunun ifade edildiği iddianamede, Ünal İnanç'tan el konulan dijital verilerde, Yalçın Küçük ve Hurşit Tolon'un da isminin bulunduğu "DANIŞMANLARIMIZ" isimli listede Yalçın'ın da isminin yazılı olduğu belirtiliyor.
KOZİNOĞLU HİYERARŞİK YAPI İÇİNDE DEĞİLMİŞ
Kaşif Kozinoğlu'nun "Ergenekon Silahlı Terör Örgütü"nün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunmadığının ileri sürüldüğü iddianamede, örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda örgüte yardım ettiği aktarıldı. Kozinoğlu'nun örgüt üyesi kapsamında olduğunun, devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin ettiğinin anlaşıldığı belirtiliyor.İddianamede, Hanefi Avcı'nın da Hüseyin Soner Yalçın'ın örgütsel talimatlarının bulunduğu birçok belgede örgüt faaliyetleri kapsamında yapması gereken görevlerin yazılı olduğu kaydediliyor.
ŞIK'A 15 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENİYOR
İddianamede, Yalçın Küçük'ün "silahlı örgüt kurmak ve yönetmek", "kaos ortamı oluşturmak amacıyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek", "devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin ekmek", "yasaklanan bilgileri temin etmek", "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek" suçlarından ve "örgüt yöneticisi sıfatıyla diğer şüphelilerin işlemiş olduğu özel hayatın gizliliğini ihlal etmek" suçundan 21 yıldan 43 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.Soner Yalçın'ın "silahlı örgüte üye olmak", "kaos ortamı oluşturmak amacıyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek", "devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek", "yasaklanan bilgileri temin etmek", "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmek", "özel hayatın gizliğini ihlal etmek" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek" suçlarından 14 ile 36,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, gazeteci Ahmet Şık ile eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın "silahlı örgüte yardım etmek" iddiasıyla 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.
Kaşif Kozinoğlu'nun "silahlı örgüte üye olmak", "devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek" ve "yasaklanan bilgileri temin etmek" suçlarından 11,5 yıldan 26 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, Nedim Şener'in de "silahlı örgüte yardım etmek" iddiasıyla 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması öngörülüyor.
İddianamede, diğer sanıkların da benzer iddialarla 7.5 ile 23 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılması isteniyor.
Davanın sanıkları arasında yer alan Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinde 12 Kasım'da rahatsızlanmış ve daha sonra hayatını kaybetmişti.


YORUM YAZIN