Yahudi Baharı: Farkındalık Devrimi
Aylar öncesinde "Yahudi Baharı" olabileceğini söyleyen Dr. Özgür Uçkan, o zamanlar insanlara inanılmaz gelen bu öngörünün bugün kabul edilebilir bir alternatif haline geldiğini belirtiyor. Uçkan'a göre; İsrail'de sosyal adalet talebiyle yapılan kitlesel ve yaygın gösteriler, bir farkındalık devrimi.
Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Özgür Uçkan, kendisi için yeni olmayan "Arap Baharı'ndan sonra Yahudi Baharı mı" sorusuna ilişkin ETHA'ya değerlendirmelerde bulundu.
Uçkan, bu kitapta, İsrail hükümetinin, ülkesini dondurmaya çalıştığı buzların erimekte olduğunu hissettiğini, İsrail'in, Arap ülkelerindeki diktatörlüklerin yerle bir olmasıyla yalnızlaşacağını ve onu ayakta tutan bütün dinamikler ortadan kalkınca ya bu dönüşüme ayak uyduracağını ya da kendi iç dinamiklerini su yüzüne çıkartacağını yazdıklarını söyledi.
Özgür Uçkan, bu görüşün insanlara inanılmaz geldiğini ancak yaklaşık bir ay önce İsrail'den ilk protesto haberleri gelmeye başladığında bu olasılığın kabul edilebilir alternatiflerden birine dönüştüğünü dile getirdi.
Uçkan, "Bu tür dinamikler genellikle simgesel bir eylemle tetiklenir, ama yüzeyin altında bu tetiklenmeyi çağıran güçlü bir birikim oluşmuştur zaten; kabuğun altındaki yaranın cerahat toplaması gibi. Nasıl Tunus'da bu tetikleme genç işportacı Muhammed Buazizi'nin kendini yakması olmuşsa, İsrail'de de Dafni Leef adlı bir kızın, kiralık evinden çıkarılmasından sonra Tel Aviv'in Rothschild caddesinde çadır kurması oldu" dedi.
Uçkan, ardından ucuz konut talebiyle başlayan gösterilerin hızla yayıldığını ve sosyal adalet talebiyle genişlediğini, genel grev ilan edildiğini, çadır kamplar kurulduğunu, ayrıca Netenyahu'nun diktatör ilan edildiğini belirterek, "İsyanın hedefi sistemik çürümenin kendisi oldu. İsrail sokaklarında ilk kez devrim şarkıları söyleniyor" dedi. Uçkan, halkların yeniden tarih sahnesine çıktığını kaydetti.
Bir protestocunun, gösterilerin bir farkındalık devrimi olduğu yönündeki sözlerini aktaran Özgür Uçkan, ekledi: "Arap Baharı ve İsrail arasındaki ilişki tam da bu 'farkındalık devrimi'nde düğümleniyor."
Mısır'da demokratik bir seçim yapılması durumunda iktidara Müslüman Kardeşler ya da demokratik bir koalisyon gelebileceğine işaret eden Uçkan, her ikisinin de İsrail yönetimi için derin bir kabus anlamına geldiğini dile getirdi. Uçkan, "Mısır desteğinin olmadığı bir İsrail'i şahinlerin yönetmesi çok zor görünüyor" dedi.
Uçkan, öngörüsünün ikinci kaynağı olarak Suriye'deki durumu gösterdi ve ETHA'ya daha önce verdiği bir röportajdaki sözlerini hatırlattı: "Eğer Baas rejimi Suriye'de yıkılırsa bundan sonra Arap coğrafyasında hiçbir geleceği olmaz. Baas rejimi Arap coğrafyasında demokrasinin önündeki en büyük engeldir ve batılıların en büyük silahıdır. Bu silah ortadan kalktığında çok ilginç şeyler görebiliriz. Hemen arkasından muhtemelen bir Yahudi baharı gelecektir. Çünkü Baas rejiminin karşılığı İsrail'de iktidardır. Bu iki rejim birbirini dengeler. Biri gittiğinde öteki de gidecektir. İsrail'deki şahinlere ABD tahammül etmeyecektir. ABD'deki İsrail lobisi de tahammül etmeyecektir. Çünkü şahinlerin böyle bir ortamda İsrail'in güvenliğini sağlayamayacağı çok açık."
Uçkan, şöyle devam etti: "Baas kabusundan uyanmış, demokratik bir Arap dünyası, kuşattığı İsrail'in bir 'haydut devlet' gibi davranmasına izin veremez. Bu yüzden ilk kez, ABD'deki İsrail lobisinin Netenyahu ve koalisyonundan vazgeçmeye hazırlandığını görüyoruz."
Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Özgür Uçkan, kendisi için yeni olmayan "Arap Baharı'ndan sonra Yahudi Baharı mı" sorusuna ilişkin ETHA'ya değerlendirmelerde bulundu.
'İSRAİL YALNIZLAŞTI'
Uçkan, Nisan 2011'de Cemil Ertem ile birlikte yazdıkları "Wikileaks: Yeni Dünya Düzenine Hoşgeldiniz" kitaplarında Arap Baharı'nın bir "Yahudi Baharı"nı tetikleme olasılığından söz ettiklerini hatırlattı.Uçkan, bu kitapta, İsrail hükümetinin, ülkesini dondurmaya çalıştığı buzların erimekte olduğunu hissettiğini, İsrail'in, Arap ülkelerindeki diktatörlüklerin yerle bir olmasıyla yalnızlaşacağını ve onu ayakta tutan bütün dinamikler ortadan kalkınca ya bu dönüşüme ayak uyduracağını ya da kendi iç dinamiklerini su yüzüne çıkartacağını yazdıklarını söyledi.
Özgür Uçkan, bu görüşün insanlara inanılmaz geldiğini ancak yaklaşık bir ay önce İsrail'den ilk protesto haberleri gelmeye başladığında bu olasılığın kabul edilebilir alternatiflerden birine dönüştüğünü dile getirdi.
Uçkan, "Bu tür dinamikler genellikle simgesel bir eylemle tetiklenir, ama yüzeyin altında bu tetiklenmeyi çağıran güçlü bir birikim oluşmuştur zaten; kabuğun altındaki yaranın cerahat toplaması gibi. Nasıl Tunus'da bu tetikleme genç işportacı Muhammed Buazizi'nin kendini yakması olmuşsa, İsrail'de de Dafni Leef adlı bir kızın, kiralık evinden çıkarılmasından sonra Tel Aviv'in Rothschild caddesinde çadır kurması oldu" dedi.
Uçkan, ardından ucuz konut talebiyle başlayan gösterilerin hızla yayıldığını ve sosyal adalet talebiyle genişlediğini, genel grev ilan edildiğini, çadır kamplar kurulduğunu, ayrıca Netenyahu'nun diktatör ilan edildiğini belirterek, "İsyanın hedefi sistemik çürümenin kendisi oldu. İsrail sokaklarında ilk kez devrim şarkıları söyleniyor" dedi. Uçkan, halkların yeniden tarih sahnesine çıktığını kaydetti.
Bir protestocunun, gösterilerin bir farkındalık devrimi olduğu yönündeki sözlerini aktaran Özgür Uçkan, ekledi: "Arap Baharı ve İsrail arasındaki ilişki tam da bu 'farkındalık devrimi'nde düğümleniyor."
MISIR VE SURİYE'NİN ETKİSİ
Arap Baharı'nın İsrail'e de bahar getireceğine yönelik öngörüsünü, özellikle Mısır ve İsrail arasındaki ilişkiler üzerine kuran Uçkan, şöyle konuştu: "Mübarek yönetimindeki Mısır, İsrail güvenliğinin garantörüydü. Mübarek'in gitmesiyle İsrail şahinlerini ayakta tutan en önemli payandalardan biri yıkıldı."Mısır'da demokratik bir seçim yapılması durumunda iktidara Müslüman Kardeşler ya da demokratik bir koalisyon gelebileceğine işaret eden Uçkan, her ikisinin de İsrail yönetimi için derin bir kabus anlamına geldiğini dile getirdi. Uçkan, "Mısır desteğinin olmadığı bir İsrail'i şahinlerin yönetmesi çok zor görünüyor" dedi.
Uçkan, öngörüsünün ikinci kaynağı olarak Suriye'deki durumu gösterdi ve ETHA'ya daha önce verdiği bir röportajdaki sözlerini hatırlattı: "Eğer Baas rejimi Suriye'de yıkılırsa bundan sonra Arap coğrafyasında hiçbir geleceği olmaz. Baas rejimi Arap coğrafyasında demokrasinin önündeki en büyük engeldir ve batılıların en büyük silahıdır. Bu silah ortadan kalktığında çok ilginç şeyler görebiliriz. Hemen arkasından muhtemelen bir Yahudi baharı gelecektir. Çünkü Baas rejiminin karşılığı İsrail'de iktidardır. Bu iki rejim birbirini dengeler. Biri gittiğinde öteki de gidecektir. İsrail'deki şahinlere ABD tahammül etmeyecektir. ABD'deki İsrail lobisi de tahammül etmeyecektir. Çünkü şahinlerin böyle bir ortamda İsrail'in güvenliğini sağlayamayacağı çok açık."
Uçkan, şöyle devam etti: "Baas kabusundan uyanmış, demokratik bir Arap dünyası, kuşattığı İsrail'in bir 'haydut devlet' gibi davranmasına izin veremez. Bu yüzden ilk kez, ABD'deki İsrail lobisinin Netenyahu ve koalisyonundan vazgeçmeye hazırlandığını görüyoruz."

YORUM YAZIN