Header Ads

Ve Bir Perşembe Akşamı

- SENA AKALIN -
Recep Beyin diplomasiye giriş dersinden çaktığı bir gece de daha fazla siyasete dair bir şey duymak istemediğim için kendimi ilk olarak Foucault'unun kollarına attım. Her şey bugün ders sırasında Ivana'yla Buenos Aires'te kaybolmanın neredeyse imkansız olduğuna dair yaptığımız konuşma sırasında başladı. Buenos Aires'e gelmeden evel daha önce burada geçtiğimiz sene altı ay yaşayan bir arkadaşımın uçaktan iner inmez havaalanındaki herhangi bir kiosko'dan guia"t" almamı şart koşması benim gibi haritalardan nefret eden birisi için kabustan farksızdı.Daha önce internetten ne olduğuna baktığım guiat Barcelona'da veyahut Paris'te gördüğüm hiç bir şehir haritası kitabının boy ölçüşemeyeci kalınlıkta binlerce haritadan oluşan küçük bir cep kitapçığı. Geldiğim ilk gün söyleneni yerine getirmedim ve guiat'yi almadım. İlk hafta sona ererken hala guiat'yle tanışmamıştım. Ödediğim taksi parası , yeme içme için harcadığım paraya denk gelince , artık kabusumla yüzleşmimi kaçınılmaz hale getirdi.5 pezoluk 2008 model guit'yle eve geri döndüm.
 Odamda geçirdiğim bir saat boyunca guiat'nin her sayfasına anlamsız boş bakışlarla defalarca baktım. Hiç bir şey anlamıyor oluşum harita okuyamıyor oluşumun ardında bir suçlu aramak istedim. İstanbul Belediyesi'ni suçladım. Ve aşağı inip Adrian'a bu elimdeki özel kitapçığın allah için ne işe yaradığını bana anlatmasını rica ettim. Yaklaşık bir saat boyunca Adrian bana guiat'nin sırlarını anlattı. Şehir binlerce bloktan oluşan adeta bir düzlük gibi geldi sonunda.Haritanın sağ tarafındaki harfler ve yine üstündeki numaralarla gidiceğim noktaya hangi otobüsle ulaşabiliceğimi dahi gösteriyordu bu mucizevi kitapçık. Ayrıca otobüs numaralarını karıştırsam bile renkleri farklıydı. Daha sonra guiat'yi kullanma aşamasına geçtim. Elimde guiat'yi kullanarak ilk defa taksisiz şehrin en alakasız noktasından eve dönmeyi denemem gerekiyordu. Taksisiz, kimseye sormadan , otobüse veya metroya binerek. Zor olmadı çünkü guiat'nin ilk sayfaları alfabetik sırayla sokak isimlerine ayrılmıştı, Lavalle'yi buldum işaretli olduğu sayfaya gittim ve hatırladığım kadarıyla daha bakar bakmaz nerede olduğumu ve nasıl eve dönebiliceğimi biliyordum. 

Uzun süre şehrin bu kadar kolay olmasına hiç bir eleştiri getirmedim derinlemesine de sorgulamadım. İstanbul'da dört sene yaşadıktan sonra bile en çok gittiğim yerlerde hala bazen kaybolmam sadece benimle alakalı bir durum değil diye düşünüyorum. Bazen apartman numaralarını bırakın sokak isimleri dahi olmayan bir şehirde tek ben değil doğma büyüme taksiciler bile kayboluyor. Sonuç olarak guiatemle dört buçuk ay geçirdim ve bugün ilk defa bu şehrin neden bu kadar organize olduğunu kaybolmanın imkansız olmasının sıkıcı bir şey olup olmadığını düşünürken , İvana bana Foucault'nun space üzerine yazdıklarını okumamı tavsiye etti. Ne dediğini anlamam çok sürmedi.

Belli bir düzeni sağlamak için kurulan hiyerarşik sistem sadece siyasette, ekonomide sosyal yaşamda karşımıza çıkmıyor. Şehrin planlanması da başlı başına düzeni sağlama ve koruma üzerine işliyor. Buenos Aires'te hükümet binasından - Casa de Gobierno dümdüz gittiğinizde kongre binasıyla congreso'yla karşılaşıyorsunuz. Ve yine aynı büyük yuvarlak içerisinde katedral ve genellikle protestoların yapıldığı plaza de mayo'da yer alıyor. Sonuç olarak hükümet binası , kongre sarayı ve klise nin oluşturduğu hiyerarşi üçgeni halkın da protestolarını yaptığı plaza de mayo'da olan biten herşeyi görebilicek şekilde planlanmış yani bu hiyerarşi üçgenindeki binaların dizilişine baktığınızda Foucault'nun güç ve düzen'nin şehir planlamasına yansıyışını anlattığı metinleri çok daha fazla anlam kazanıyor.

Yine de ben dayanamadım ve Latin Amerika'ya gelen ispanyol ve portekiz kolonilerinin etkilendikleri modern güç dairesi fikrinin yeni kurulan şehirlerin planlanmasında oynadıkları rolü inceleyen Latin Amerikalı yazar Angel Rama'nın Cuidad Letrada kitabını biblifyl'den yükledim. Rama Arjantindeki İspanyol kolonilerinin ve brezilyadaki Portekiz kolonilerinin oluşturdukları yeni şehirlerde en önem verdikleri şeyin düzenin ve hiyerarşinin şehir planlamasına aktarılması olduğunu anlatıyor. Aşağıda koyduğum harita'daki gibi birbirini kesen paralel caddelerin oluşturduğu binlerce blok (- ki hala bu sistem muhafaza edildiği için ben yeni bir haritadan örnek vermekte sakınca görmedim) nüfusun dağılmadan oldukça mükemmel bir yapı içerisinde hayatını sürdürmesini hedefliyor.Düzenden bahsederken neyi kasettiğimi anlamanız için aşağıdaki haritaya bakın derim.

Ve yine devam edersek Rama'ya göre kolonileşme döneminde Latin Amerika'nın en büyük şehirlerinden biri olan Buenos Aires'teki bu düzenin arka planında aslında belli bir ütopik inancı aramamız gerekiyor. Bu dönem içerisinde bölgeye gelen entellektüellerin siyasetçilerin ve daha bir çok seçkin meslek grubunun içinde bulunduğu bürokrasi ağının mükemmel bir şekilde işlemesi için şehrin de hiç bir karışıklığa zaman kaybına sebep olmayacak bir şekilde planlanması gerekiyor.

Burada da Rama, Thomas Moore'un ünlü eseri Utopia'sındaki şehirlerin nasıl göründüğüyle ilgili yazdığı satırlara yer veriyor:

" He who knows one of the cities will know them all so exactly alike are they except the nature of the grounds prevents " Utopia 1516

Sonuç olarak guiat'mi her ne kadar hala çok sevsem de ve bu şehirde kaybolmak hala ne kadar imkansız olsada arkasında yatan sebebi artık biliyor oluşum bütün bu mükemmelikten ve düzenden ötürü hissetiğim huzuru bir anda sona erdirdi.

Rama'nın kitabının orjinal ispanyolca versiyonunu buenos airesli öğrencilerin kurduğu mucizevi site forofyl'den dowload ettim. Ama amazon'da ingilizcesinin önsüzü bile yeterli olucaktır. 


Sena Akalın'ın blogu: Document-0.blogspot.com (30-01-2009 tarihli yazısıdır.)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.