Header Ads

'İslami Kesim De Mesafeli'

Başörtüsü sorunu buzdağının sadece görünen yüzü. Başörtülü kadınların iş hayatında maruz kaldığı ayrımcılık ciddi boyutlarda. 20 yıldır kadınlar ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerine çalışan Bilkent Üniversitesi'nden Dilek Cindoğlu, TESEV için yaptığı "Uzman Mesleklerde Başörtülü Kadınlar: 2010 Türkiyesi'nde Ayrımcılık Meselesine Yeniden Bakmak" araştırmasıyla buzdağının görünmeyen kısmını araştırdı. Alanında bir ilk olan çalışmayı Cindoğlu Newsweek Türkiye'den Semin Gümüşel Güner'e anlattı. Bazı bölümler...

- Newsweek Türkiye: Başörtüsünün kadınlara yönelik ayrımcılıkta etkisi nedir?
Cindoğlu: Kadınlar zaten iş hayatında ayrımcılığa uğruyor. Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'nde 134 ülke içinde 126'ncıyız. Türkiye'de uzman meslek sahibi kadınların iş süreçlerine katılım oranı eskiden yüzde 90'lardaydı, bu rakam 20 yıldır düşüyor, artık yüzde 80'lerde. Başörtüsü yasağı da çalışma hayatına katılımda ortaya çıkan önemli bir engel. Bu araştırmada, başörtüsü yasağının yüksek öğrenimli kadınların çalışma hayatına etkilerini inceledim. Ankara, İstanbul ve Konya'da 100'ü aşkın başörtülü kadınla, eşleriyle ve işverenlerle görüştük.

- Uzman mesleklerde başörtülü kadınlar iş hayatında nasıl yer alıyor?
Kamudaki yasak nedeniyle, memuriyet sırasında ya saçlarını çalışırken açarak
ya da peruk takarak çalışıyorlar. Ücra köy ve kasabalarda, bazen de büyük kentlerin varoşlarında istisnalar var. Araştırmada yasağın özel sektörü de etkilediğini gördük. Özel sektör de başörtülü eleman almakta, aldığı elemanları yükseltmekte zorlanıyor. Ben buna başörtüsü yasağının yayılma etkisi diyorum.

- Bu etki ne kadar yaygın?
Türkiye'de istihdamın yüzde 65-75'e yakını ortalama 8-9 kişinin çalıştığı KOBİ'lerden sağlanıyor. Böyle küçük bir iş yerinde, bir kişi hem vergi dairesine, hem bankaya hem de müşteriye gitmek zorunda kalabiliyor. "Şirketin görünen yüzü" olmak o şirket için bir damga, bu da şirket çıkarları açısından tercih edilmeyebiliyor. Başörtülü kadınlardan geri planda kalmaları, hatta görüşmecilerin defalarca tekrar ettiği gibi "görünmez" olmaları beklenebiliyor. Bence araştırmanın en vurucu sonucu şu, insanlar bağnaz, tutucu veya tümü laik olduğu için değil, şirketler rantabl iş yapabilmek için başörtülü insan çalıştırmak istemiyor. Bu yasak hukukla başlıyor, iktisatla pekişiyor.

- Ne gibi ayrımcı uygulamalar söz konusu?
Başörtülü kadın işe alınmakta zorlanıyor, hak ettiği görevlere getirilmekte sıkıntı çekebiliyor. Geri planda ve düşük ücretle çalıştırılabiliyor. En kolay onlar gözden çıkarılıyor.

- Ayrımcılık yasada mı zihinlerde mi?
Araştırma dini hassasiyetleri olan özel şirketlerde dahi başörtüsü yasağının dolaylı etkisinin olduğunu; bu yasağın, iş hayatının tamamına farklı derecelerde de olsa yayıldığını gösterdi. Bu, kadınların iş piyasalarında var olmasını doğrudan etkiliyor. Peruğunu takan, üniversiteye giriyor. Ama peruğunu takan her iş yerine giremiyor veya yükselemiyor. Bu, artık İslamcıların değil, kadınların meselesi. Kadınların iş hayatında az olduğu bir dünyada yaşamak, başörtüsüz kadınlar için de zor. Kadınların olmadığı bir iş yerinde kreşten, çalışma saatlerinin çocuk bakımına uygun olmasından kim söz edecek? Başörtüsü meselesini konuşurken artık ray değiştirme vaktinin geldiğini anlamalıyız. Bu konu, hep "laiklik" ve "bireysel hak ve özgürlükler" çerçevesinde değerlendirildi, artık durumu iş hukuku açısından da düşünmeliyiz.

- Araştırmanın en çarpıcı sonucu nedir?
Tüm engellere rağmen, uzman meslek sahibi kadınların kendilerini kamusal alandan uzaklaştırmamış olması, sivil toplum kuruluşlarında yoğun ve etkin olarak çalışmalarını sürdürmeleri, hatta daha az ücretle ve daha düşük statüyle de olsa çalışma ihtimali yaratmaya çalışmaları. Başörtülü meslek sahibi kadınlar eve kapanmıyor.

- Araştırma için 25 erkekle görüşmüşsünüz.
"Kadınları bu süreçte çok yalnız bıraktık" diyorlar. İşverenler iktisadi rasyoneli anlatıyorlar, mesut değiller ama "Önce şirketin imajı. İki kişi alacaksam, birini örtülü birini örtüsüz almak istiyorum" diyorlar.

- 20 sene sonra Türkiye'de hâlâ böyle bir sorun olacak mı?
Hayır, bunu ekonomi halledecek. Türkiye, yüzde 7 büyüyen ekonomisiyle ve hiç yabana atılmaması gereken, dindar kadınlar dahil, tüm kadınların son derece içselleştirdiği Cumhuriyet ülküsündeki kadın-erkek eşitliği algısıyla, bu mesele çözülecek. 20 sene sonra, belki daha çok başörtülü kadın olacak ama daha fazla kadın iş piyasalarına katılacak, daha fazla kadın para kazanacak, mülk sahibi olacak ve daha az kadın şiddet görecek. Bu yüzden de kadınların çalışmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalı. Ayrıca kadınları kamusal alana davet eden, özendirici önlemler alınmalı.

*bu röpörtaj Newsweek Türkiye dergisinin 106. sayısında yayımlanmıştır.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.